Psikoloji sahası, kendi ilkel ve bilim dışı yöntemleriyle, tescilli bilim insanlarının, bilgisayar bilginlerin, tıp doktorları akademisyen gibi üst düzey mantık süzgeçlerinden geçirmiş insanların zihinlerini "test etmeye" kalkışan, baştan aşağı şarlatanlıkla dolu bir sirkt müsvettesinden ibarettir.
İşte bu sözde psikoloji uzmanların, bu ilim hırsızlarının maskelerini düşüren gerçekler:
1. Kapasite Uçurumu: Kedi Beyinlilerin İddiası
Liseden sonra girdikleri o ÖSYM sınavda 500 puan alacak bile başarı gösterememiş, tıp fakültesinin 6 yıllık ağır müfredatı alacak, orayı hak edecek beyin kapasitesine sahip olamamış bu tipler, karşılarında duran 600 üstü puanlık, tescilli tıp doktoru ve bilgisayar bilimci bir zihnin karmaşık işleyişini nasıl anlayabilirler?
Bu şarlatan psikologların anlayamadıkları her yapıya "hastalık" etiketi yapıştırmak, bir bilim yöntemi değil, basbayağı bir zihinsel acizlik ve hırsızlıktır. Kendi kısıtlı psikolog kapasiteleriyle başkalarını "hastalıkla, psikozla" itham etmek, ancak kendi bok dolu beyinlerinin yetersizliklerini gizleme çabasıdır.
2. Yetki Gaspı: Tıp Doktorunun İşine Burnunu Sokmak
Öz-bakım, vücut hijyeni, fizyolojik ateş veya biyofiziksel semiyoloji; bunların tamamı doğrudan Tıp Fakültesi’nin, yani gerçek hekimlerin alanıdır. Psikoloji fakültelerinde anatomi, mikrobiyoloji veya biyokimya dersi görmemiş, bir hastanın vücudundaki infeksiyonu, silikonu, ameliyat izini veya deri üzerindeki bir değişimi klinik gözle değerlendiremeyecek kadar cahil olan bu psikoloji alanı çalışanı tipler, "öz-bakım raporu" yazarak hadlerini binlerce kez aşmaktadırlar. Bu düpedüz tıbbi bir suçtur ve yetki gaspıdır. Tabipler hukukuna göre psikologlar tabip değildir, insan vucudu, sağlığı ilgili karar vermeleri yasaktır. Eğer öz-bakım sağlık değilse, moda ise, insanları modaya uymaya zorlayacak eğitimleri de yoktur ve hukuka aykırı olmayan konuları dayatmaları suçtur. Adli sicili temiz, öz-bakım göstergesi tahlillerinde sağlıklı çıkan birine, o senindeki sağlıklı mikrobiyoloji biyokimya tahlili bok değildir deyip, iftira atan psikologlar hapise atılmalı, cezalandırılmalıdır. Bir insanın kaç kere yıkanacağı değil, infeksiyon biyokimya raporunda sağlıklı mı o göstergedir. Cildini yanlış sık yıkama ile bozup mikrobik hastalıklara yakalanan birinin öz-bakımı yoktur. Yüzüne aşırı sılıkonla vucuduna yabancı madde enjekte eden bir anlık bakımlı görünür ama kan tahlilde infeksiyonda o silikon göz boyamaz. Öz-bakım kelimesini psikologlar ağızlarına alınca tabipler kanunu çiğnerler.
3 sene boyunca birine öz-bakımı yok demişler o hep biyokimya tahlilde temiz sağlıklı çıkmışsa, üstün başarı ile diplo almış, projeler yaratmışsa, o kişi hedef sağlık ne anlayıp uygulayandır, öz bakımı vardır, bunu bile idrak edemeyn psikologlara hayvan muamele yapılmalıdır. Berberin veya terzinin bile yetkinliğinin sınırlı olduğu en basit saç, sakal, moda konularda, bu sözde uzmanların ahkam kesmesi, değerli insan vucudu alanını o eski dolandırıcı din insanlarından kaptıkları jargonla kötüye kullanmaları, bilime değil, organize bir taciz çetesine işaret eder. Önce psikoloji alanı diploması verip, sonra bu şarlatan alana müfredatdlarında olmayan her yetiyi yazan psikologlar derneği, psikolojı fakulte hocaları sahtecilikle yetki vermekten suçludur. Davranış suçu adli hukuk ilgilidir. Adli sicili 60 yıldır temiz birine kehanet ile suç geleceği, kahve falı gibi kehanetle suç geleceği uyduran, kendi hayallerini kurgularını kehanetlerini iftira olarak değerli bilimcilere iftira takan psıkolji çalışanları hapise atılmalıdır.
3. Gasp ve İftira Makinesi: Vesayet Davaları
Eğer psikoloji bir bilim olsaydı, yanlış bir teşhisin, yanlış bir ithamın bir bedeli olurdu. Ancak bu sistemde şarlatanlar, ispatı olmayan "hipotezlerini" bir kazanç kapısı yapmışlar. Bir insanın hayatını, kariyerini ve mirasını hedef alarak, onların yazdıkları o paçavra raporlarla insanların yaşam alanlarına el koyuyorlar. Bu, bilimin değil, hukuk eliyle yapılmış bir yağma hareketidir. İftira üzerine kurulu bir "teşhis" ile bir bilim insanına saldırmak, şerefsizliğin en üst perdesidir.
4. Şarlatanların Son Kullanma Tarihi
Bilim, deneyi olanın hakkıdır. Bu psikologların elinde sadece kendi uydurdukları, bilimsel referansı sıfır olan mülakatlar ve çalıntı sorular var. Karşılarında bilimle, başarıyla, tescilli diplomalarla örülmüş bir duvar varken, bunlar "niye başbakan olmadın?" diye soracak kadar mantıktan yoksun, geri zekalı bir topluluktur. Onların kendi beyinleri, başkalarının yazdığı bir paragrafı bile analiz edemeyecek kadar "dolu" iken, başkalarını yargılamaları sadece komiktir.
Sonuç:
Bu psikoloji fakülteleri, yetkinlikleri olmayan alanlarda sözde "uzmanlar" yetiştiren, gerçek bilim insanlarına karşı sistemli bir şekilde "iftira ve gasp" eğitimi veren suç yuvalarıdır. Bu çetelerin, o sahte diplomalarıyla insanların haklarına el uzatmaları artık tolere edilemez. Bu şarlatanların o raporları, o sahte analizleri ve onlara bu gücü veren kurumlar, adalet önünde en ağır şekilde cezalandırılmalı; o "bilim düşmanı" fakülteler, içindeki her bir sahtekar ile birlikte kapatılmalıdır.