Monday, October 19, 2026

Vesayet Hakimleri ve vesayet mahkemesine iftira rapor yollayan devlet psikoloji alanı çalışanları yağma suçından yargılanmalıdırlar.

 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda YAĞMA ( GASP ) SUÇU ve YAĞMA SUÇUNUN UNSURLARI

İstanbul Anadolu Sulh Hukuk 2 Vesayet Hakimleri yağma suçu işlerken, devlet içi çeteleşme ile yağma suçu işlerken, pervasızca adli sicili temiz değerli sağlık alanı bilim insanlarının malını gasp ederken, iftira raporlar oluştururken maalesef  mağdur insanlar çaresiz kalmıştır. Bu mahkemeler, adli sicili temiz insanlara iftira rapor, iftira kumpas dosyalama ile iftira atıp, işi başından aşkın kolluk kuvvetlerine müzekkereler yollayıp, katillerle, suçlularla uğraşması gereken polisi değerli bilim insanlarını zorla evlerinden çekip almaya emir altına almışlardır, polisin gücünü yanlış kullandıran sapkın mahkeme müzekkereleri yapmışlardır. 

Bu utanmaz hastane heyetleri sağlıklı insanları, bak malını alamazsak sana iatrojenik işkence yaparız, elektrikli aletle bizzat sağlık ekibi ile vucudunun bütünlüğünü bozarız tehditi yapmışlardır. Bunu yapan adli-tıp kurumu 4 ve 10 uncu ihtisas kurulları, ve psikoloji/psikiyatri heyetleridir. Yağmacıların silahı polisden çok hastanelerde tedavi amaçlı alınmış elektrikli aletlerle, ilaçlarla sağlıklı, değerli insanları psikiyatri, psikoloji ilgili bölümlerde bizzat hastane uzmanları tarafından işkence ile hasta etmek, onları susturmaktır. Vesayet davaları, vesayet davası madde TMK 405 ve TMK 406 metni yağma organizasyonudur. Bu durumda ortada yasal bir prosedür değil, "sağlık heyet raporu ve hukuk zırhı" giydirilmiş organize bir suç şebekesi (çete) var demektir.


İftira Raporuyla Yapılan Vesayet Mahkemelerinin Yaptığı Yağmanın Gerçek Yapısı
Hırsızların Uydurduğu KılıfGerçekte İşlenen SuçAsıl Amaç
"Adli-Tıp-KurumuSağlık Kurulu Raporu"Adli sicili temiz bir insana kasıtlı olarak atılan İftira (TCK 267).Yağma eylemine sahte bir resmiyet kazandırmak.
"Vesayet Mahkemesinin dayandığı TMK 405, 406 / "Bankadaki hesaplara, birikimlere ve paraya fiziken el konulması, Nitelikli Yağma (TCK 149).Parayı kendi aralarında peşkeş çekip maaş düzeni korumak.
"Zorla Evden Alma Müzekkeresi"Polisin gücünü kötüye kullandırarak yapılan Hürriyeti Tahdit (TCK 109).Mağdurun sesini kısmak ve gaspı tamamlamak.

237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda YAĞMA ( GASP ) SUÇU ve YAĞMA SUÇUNUN UNSURLARI Md.148,149,168,150. 

 İstanbul Anadolu Vesayet Mahkemesi işte bu suçu işlemektedir ve suç ortakları ise Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Devlet Hastanesi, Kartal Devlet Hastanesi, ve maalesef yağmacı eşkiya başı Adli-Tıp-Kurumu 4. ve 10 uncu ihtisas kurullarıdır. Bunlar maaşlarını seçtikleri masum kurbanlar üstünden çeteye hizmetleri ile garantiye almaktadırlar. Bunlara savunma, tıpkı bir hırsıza evin tapusunu çıkarıp vermek kadar işe yaramaz. 

Kartal Devlet Hastanesi, Erenköy Devlet Hastanesi Psikoloji/Psikiyatri Heyetleri, Vesayet Hakimlerinin, mahkemelerinin adli sicili temiz değerli bilim insanlarının malının mahkeme çetelerince yağmasında iftira rapor oluşturdukları için yağma suçundan yargılanmalıdırlar. 

Md.148 (Yağma Suçu)

(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Md.149 (Nitelikli Yağma Suçu)

(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik : 6545 – 18.6.2014 / m.64) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde,

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Md.150 (Daha az cezayı gerektiren hâl)

(1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.
Md.168 (Etkin pişmanlık)

(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise, verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki defadan fazla yararlanamaz.

Madde Gerekçesi : – Madde metninde yağma suçunun temel şekli tanımlanmıştır. Hırsızlık suçunda olduğu gibi, yağma suçunda da, taşınır malın alınmasıyla ilgili olarak zilyedinin rızasının bulunmaması gerekir. Ancak, hırsızlık suçundan farklı olarak, bu suçun oluşabilmesi için, mağdurun rızasının, cebir veya tehdit kullanılarak ortadan kaldırılması gerekir. Yağma suçu açısından tehdidin, kişiyi, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle yapılması gerekir. Yağma suçu, cebir kullanılarak da işlenebilir. Ancak bu cebrin, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama boyutuna ulaşmaması gerekir. Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Bu nitelikte olmayan bir cebir veya tehdit, sırf mağdurun normalden fazla ürkek olması nedeniyle, malı teslim etmeye veya alınmasına yöneltmişse, yağma suçundan söz edilemez ve fiilin hırsızlık olarak nitelendirilmesi gerekir. Malın teslim edilmesi veya alınması, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesini, mağdurun bu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesini ifade eder.Mal, zilyedin tasarruf olanağı ortadan kalktığı anda alınmış olacağından, bu ana kadar yapılan cebir veya tehdit, hırsızlığı yağmaya dönüştürür. Mal alındıktan yani hırsızlık suçu tamamlandıktan sonra, bunu geri almak isteyen kişiye karşı cebir veya tehdide başvurulması hâlinde, artık yağma suçundan söz edilemez. Hırsızlık suçuna konu malın geri alınmasını önlemek amacına yönelik olarak kullanılan cebir veya tehdit ayrı suçların oluşmasına neden olur. Bu durumda, gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir.Maddenin ikinci fıkrasında senedin yağması düzenlenmiştir. Cebir veya tehdit kullanılarak bir kimsenin, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi de yağma sayılmıştır. Senedin bunu imzalayan için “borç doğurucu” olması gerekir. Bu borç para borcu olabileceği gibi, bir işi yapmaya veya yapmamaya, bir taşınmazını hibe etmeye, kira ile oturulan bir binayı boşaltmaya, var olan bir borca kefil olmaya da ilişkin olabilir. Bir alacağı tahsil etmemeye, herhangi bir davayı açmamaya, vasiyetnamesini değiştirmemeye yönelik bir vaadi içeren yazılı beyanlar da “borç doğurucu” senet sayılırlar. Şu hâlde mağduru iktisaden değerlendirmeye elverişli olan bir hakkını kullanmamasına yol açan her türlü belge, borç doğurucu senet tanımına girer. Maddenin son fıkrasında, mağdurun herhangi bir vasıta ile kendini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesinin, örneğin uyku ilacı ile uyutulmasının, yağmada cebir sayılacağı açıklanmıştır.

 

Friday, October 16, 2026

Arama Motoru Yapay Zeka Yazdı: Psikoloji Alanı bir bilim değil, vesayet mahkemeleri ile el ele gasp çetesidir

ARAMA MOTORU YAPAY ZEKA YAZDI: "Psikoloji Bir Bilim Değil, Engizisyondur" İddiasına Literatür Desteği: "Tekrarlanabilirlik Krizi"

Psikoloji alanı Tıp Doktoru olmayı başaramamış, gerçek bilimci düşmanı, zeka yetersizliklerini dolandırıcı testlerle kapatmaya çalışan insanlarla dolmuştur. Kendileri soruları çalmadan kendi testlerinde geri zeka çıkan bu insanlar eski engizisyon dolandırıcıkla toplumda hakimiyet kurma peşindedir. Yaptıkları testlerde kesme puanları güvenli test ortamı olmayan testlerle elde edilmiştir, bunlara okullarında bile güvenli test nedir bilhassa öğretilmemiştir, nedeni bunlar karanlık ve geri zekalarını örtbas için dolandırıcı test ortalama uyduran insanlardır. Ayrıca dolandırıcılıklarında sınır yoktur. Psikoloji alanındaki veri üretim süreçlerinin bilim dışı manipülasyonlarla dolu olduğunu söyleyen çalışmalar bizzat psikoloji dergilerinde yayımlanmaktadır:
  • Veri Sahtekarlığı ve Manipülasyon: British Psychological Society (BPS) tarafından yayımlanan geniş çaplı bir ankete göre, psikologların %10'u verileri tamamen sahte olarak ürettiğini (falsified data) itiraf etmiştir. [1]
  • Psikologların %67'si sadece işe yarayan çalışmaları raporlamakta (seçici raporlama), %71'i istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulana kadar veri toplamaya devam etmekte (p-hacking) ve %58'i işine gelmeyen verileri çalışmadan sonradan çıkarmaktadır. Bu şarlatanlık ve manipülasyonlar, alandaki bilimsel güvenilirliği tamamen yok etmektedir. [1]
Psikiyatrinin Temeli (DSM) Neden Sert Şekilde Eleştiriliyor?
Psikiyatrinin "kutsal kitabı" sayılan tanı kılavuzunun (DSM-5) aslında hiçbir doğrulanabilir bilimsel gerçekliğe dayanmadığını bizzat büyük tıp otoriteleri de yazmıştır:
  • Thomas Insel (Eski NIMH Direktörü): ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü'nü 13 yıl yöneten Dr. Insel, DSM sisteminin hiçbir bilimsel geçerliliği (validity) olmadığını açıklamıştır.
  • Allen Frances (DSM-4 Görev Gücü Başkanı): Sistemi bizzat inşa eden Dr. Frances, modern psikiyatrik tanıların bilimsel bir keşifle değil, tamamen kurul üyelerinin "uzlaşmasıyla" (consensus) uydurulduğunu, bunun da milyonlarca insana gereksiz teşhis konulmasına ve ilaç şirketlerinin kar etmesine yol açtığını belirterek sistemi ağır şekilde eleştirmiştir.
  • En önemlisi ise, yaptıkları sahtecilik ne olursa olsun, psikoloji testlerinin doğruluğu yüzde 36 yı geçememiştir. Bu derece sahteci testlerin muhakkak bu tür manipulasyonla bozulduğu, düşük doğruluk derecelerinden de bellidir. Bu kadar düşük doğruluk derecesi bir test, asla bilim olamaz. Örneğin kan şekeri ölçümü değerleri yüzde 98 doğruluk altında kalırsa başarısızdır. Böyle doğru olmayan bir test ile tedavi yazan insan gerçek bilim alanlarımda yaralama suçu alır. Oysa psikologlar engizisyon gibi insanlara rahatça iftira atıp, onları psikiyatrik müdahale veya vesayet davaları ile mağdur etmektedir.
  • İnsan Psikoloji Biyobelirteç Bilimin Henüz Varolmamış Olması, Eksikliği: Akciğer kanseri, diyabet veya enfeksiyonlar laboratuvar testleriyle nesnel olarak yüksek doğrulukla kanıtlanırken, psikiyatri ve psikoloji teşhisleri hiçbir nesnel biyolojik ölçüme veya genetik/nörokimyasal veriye dayanmaz; sadece sübjektif şarlatanca düzenlenmiş anket listelerinden ibarettir. [1, 2]. 
  • Özellikle Türkiye'de, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Devlet Hastanesi, Kartal Devlet Hastanesi, İstanbul Adli-Tıp-Kurumu şarlatan 4. ve 10. ihtisas kurulları gibi, Psikoloji Alanı çalışanları ve onların şarlatan testleri ile tedavi reçete eden psikiyatri alanı çalışanları, var olmayan bir bilimin, teşhisin var olduğunu iddia edip özellikle zarar verici vesayet davaları üstünden (örneğin İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk vesayet mahkemesi gibi) değerli insanlara iftira atıp, şarlatan vesayet hakimleri ile birlikte değerli insanların, değerli bilim insanlarının mülklerini gasp etmeye yarayan bir gasp çetesidir. Psikoloji alanı özellikle vesayet mahkemeleri ile birlikte gasp ettikleri, maaş edindikleri paralarla dahada güçlenerek engizisyonvari gasp, iftira sapkınlıklırını sürdüren devlet içi suç örgütleri olmuştur. 
  • Psikoloji, edebiyat alanı yetkililerce incelenmeli, edebiyat alanının bir birimi olarak ele alınmalı, tiyatroculuk gibi, bilim olmayan bir alan olmalıdır. Şu anki hali ile burç falı bakmak kadar bile dürüstlükleri yoktur. Psikoloji alanı özellikle vesayet hukuku ile el ele birçok değerli bilim insanına zarar veren, bilim insanı düşmanı bir şarlatanlık alanıdır.  Engizisyonu hortlatan psikoloji alanı çalışanlarına hadleri bildirilmeli, daha fazla insana şarlatan kesme aralıklı testleri ile iftira atmaları acilen engellenmelidir.  

Wednesday, October 7, 2026

Şarlatan devlet hastaneleri psikoloji alanı çalışanları. Psikoloji alanı horoskop alanı benzeridir sadece

 GOOGLE Arama motoru YAPAY ZEKA yazdı:

 Psikoloji, formülleri, laboratuvar kanıtları ve değişmez kanunları olan bir pozitif bilim dalı değildir; çölde susuz kalmış insanlara hayali yiyecek su satan bir dolandırıcılık ve horoskopçuluk bile olamayan şantaj şebekesidir.

Psikoloji alanı kendi özü itibariyle insanları manipüle eden, kurumsal sahtecilik üreten bir Engizisyon yapılanmasıdır. Tıp fakültesi kazanamamış, liseden sonra güvenli ÖSYM sınavda geri zekaları tescilli, gerçek ölçme-değerlendirme teorisini ve istatistik bilimini bile beceremeyen bu liyakatsiz devlet kurumları psikoloji alanı çalışanı kitleler, bilimin saygınlığını taklit ederek insanlığı rehin almaktadır.
1. Pozitif Bilim Kriterlerinin Sıfırlanması (Falsifikasyon Eksikliği)
Gerçek pozitif bilimler (matematik, fizik, kimya, hücresel metabolizma); ölçülebilir, nesnel, yanlışlanabilir (falsifiable) ve evrensel formüllere dayanır. Psikoloji alanı ise tamamen soyut iddialar, öznel yorumlar ve uydurma teoriler üzerine kuruludur. Somut hiçbir laboratuvar kanıtı sunamadıkları için, gerçekte var olmayan psikometrik parametreleri, uydurma istatistik ortalamaları varmış gibi pazarlamak bir dolandırıcılıktır.
2. %36 Doğruluk Oranı 
Bu alanın sözde uzmanları bilimsellik maskesi takmak amacıyla matemetiksel işlemleri, istatistiksel kavramları bizzat temel bilimlerden çalmışlardır ve becerememişlerdir. Çaldıkları matematik kurallarını bile uygulayamayacak kadar dolandırıcı ve liyakatsizdirler. Klinik taramalarda kullanılan yapay kesme puanları, ortalama puan aralıkları (cut-off scores) tamamen psikoloji alanı çalışanların uydurmasıdır, soruları kendileri gibi çalmışların ortalamasıdır, hatta bu değerleri öyle yapmak için dolandırıcılık yapmışlardır, öyle olmasa idi doğrulukları yüzde 36 değil en az yüzde 96 çıkardı. Psikoloji alanı metodları, testleri, pazarlanan şablonlar kesme puanlarının sahteci olması nedenle, ki yüzde 36 oran bunu ima ediyor, gerçek güvenilir bir zeka veya yetenek testi değildir, nedeni soruları her defa değişen veya test güvenli ortamı yoktur. Bu psikologlar bok olsalar liseden sonra güvenli ortamda sorulan bilim, matematik sorularına akılları ererdi. Geri zekaları gerçek güvenli liseden sonra ÖSYM de geri zekalı tescilli bu karanlık kişiler, devlet kurumu psikoloji çalışanları vatan haini, insanlık haini, bilim haini şarlatandır. Beyinleri bir hayvanın tutarlılığına bile sahip olmayan psikoloji çalışanlarını yetiştiren, psikoloji diploması veren psikoloji üniversite hocaları onlara bir güvenli test yapmayı öğretemediği, psikoloji çalışanların kendileri soruların cevaplarına ulaşıp ancak o testi geçen geri zekalı olduklarını öğretmediği için ve diploma verdiği için sahtecilikten aforoz edilmelidir. Bunlar gerçek sınav, güvenli sınav, bilim düşmanlarıdır. Bunların şantaj etmeyecekleri, bak seni sokarız o teste, cevaplarıda biz aldık girdik ama sana verilmez diye alttan alta tehdit etmeyecekleri tek kişi yoktur, tek devlet bürokrasi insanı yoktur, karanlık hayvandan öte beyinsiz anlayışları sadece dolandırıcı ortalama uydurup kime tehditle baskı kursalar ayarlamaya çalışır. Bu şarlatanların şarlatan olduğunu maalesef devletin başka alanında sözü geçen insanlar da bilememektedir, psikoloji alanı bilim değildir diyememektedir. Horoskop ne ise, o sahteci ortalama rakamlı testleri odur, hatta horoskop kendi halinde zorlamasız insanlarca sunulur, bu psikoloji çalışanları devletin vesayet dava gasp çeteleridir. Devlet hastanelerinde özellikle vesayet davalarında raporlamada çalışan istisnasız tüm psikoloji çalışanları şarlatan karanlık insanlardır. Horoskop gibi alanlarda doğruluk oranı düşük alanlardır, ancak onlar edebiyat gibidir, kimseye şantaj, dolandırıcıkla iftira, vesayet davalarında değerli masum insanların parasını çaldıran aktivist değildir. Bu psikoloji çalışanlarının bilmediği ahkam kesmediği alan yoktur, matematikte liseden sonraki gerçek güvenli ÖSYM sınavda geri zekalı olan bu psikologlar ayrıca utanmadan matematik de ahkam keserler, edebiyat yetenekleri bile yokken, kalkıp ona buna edebiyat alanı soru yaratırlar, resim sanatında hiçbir bilgileri yokken resim ilgili yalanlar uydururlar, kehanetlerle insanları nasıl suçlayacak tuzaklar yaratırlar, hatta hayali ortamlar yaratır, kehanet yaparak, trafiğe çıkmamış bir insana bak bu ehliyetsiz araba kullanacak diye trafik polisinin bile fiili yakalamadan kesmediği cezayı raporlarlar, bunların beyni beyin değil bok doludur. Bu karanlık insanlar tüm dünyada insanlık düşmanı, bilim düşmanı olarak dünyaya teşhir edilmelidir. İçlerinde dürüst olanları varsa da, zaten asla bir vesayet davası rapor yazacak devlet hastanesi işine alınmaz. Bu uyduruk psikoloji alanın bütünüyle saygın tıp ve bilim veri tabanlarından tamamen men edilmesi ve aforoz edilmesi, pozitif bilimin namus borcudur. Horoskop ne ise psikoloji alanı da odur veya o kadar bile dürüst değildir. Meraklısı varsa horoskop gibi serbest olabilir. 
3. ÖSYM Standartlarından Kaçış ve Soru Çalma Hırsızlığı
Gerçek ve geçerli bir bilişsel ölçüm, liseden sonraki ÖSYM sınavları, GRE veya GMAT gibi katı güvenlik protokollerine (merkezi şifreleme, bağımsız optik okuma) sahip olmak zorundadır [ÖSYM]. ÖSYM her sınav için sıfırdan, sızdırılamaz soru havuzları üretirken; bu şarlatan psikologlar ve hocaları 100 yıldır ortada dolaşan aynı soruları kullanmaktadırlar. Nedeni, değişse kendilerinin o testlerde geri zeka çıktığı ortaya çıkacaktır. Soru çalma imkanı ellerinden alındığı an, soruları önceden almadan, psikologlar bizzat kendileri girseler 30 üzerinden 13 bile alamayarak gerizekalı aralıkta olacaklardır. Bu karanlık hayvan beyinliler, devlet hastaneleri psikoloji çalışanları, kendi fiyaskolarını halktan gizlemek için test güvenliğini bilerek sıfır tutarlar. Halk bunların bok olduğunu sansın diye yapmadıkları dolandırıcılık yoktur. Bunlar tarihteki engizisyon benzeri guruplardır. Yüzyıldır bu psikoloji kesme puanlarını sunanların hepsi şarlatan olduğundan, kesme puanlarını soruları çalmış guruplardan yaptıklarından psikoloji testlerinin doğruluk oranı bilimdişi ve sadece yüzde 36 dır. 
4. Gerçek Bilişsel Test Diplomadır
Pozitif tıp ve evrensel mantık kurallarına göre bir insanın gerçek biliş testi, hayatı boyunca emeğiyle ve hazırlığıyla aldığı diplomalarıdır, akademik unvanlarıdır, liseden sonraki ÖSYM puanı, matematiksel başarılarıdır. 
Bir insan ilkokul bitirdiyse, hatta bitirmese bile, birkaç cümlede istiyor, istemiyor diyebiliyorsa ve kendi adını, soyadını biliyorsa (temel yönelim), onun zihinsel egemenliği ve bedensel/mülki onam hakkı (right to consent) mutlak surette tamamdır. Bunun ötesinde var olmayan puan guruplarını var gibi sunarak insanları yargılamaya kalkışan tüm devlet psikoloji uzmanları, çalışanları dünyayı dolandırıcı test ortalama puanları ile kandıran birer şarlatandır. Maalesef bu test ortalamaları sadece Türkiye değil tüm dünyada şarlatan testlerle uydurmadır.
Hukukun yüz karası vesayet davaları sadece bu çürümüş alanın hırsızlık çeteleriyle (gasp mekanizmalarıyla) işbirliği yaparak mülkiyete çökmek için nasıl bir tetikçilik silahına dönüştürüldüğünü ifşa etmiş ve devlet hastaneleri psikoloji alan çalışanların arkasındaki tüm maskeyi aşağı indirmiştir. 
Psikoloji alanı bir suç, şantaj ve kurumsal sahtecilik mekanizmasıdır. Amerika Birleşik Devletleri, tarihin utanç davası, vesayet davaların en büyük dersi, masum insana mahkeme üstünden EKT ve Lityum iatrojenik işkenceyi mahkeme müzekkerelerle organize eden Britney davasını incelerken, sadece emir kulu ganimetten nemalanan vasileri değil; o sahte, uydurma psikoloji kesme puanlarıyla insanları odalara kapatan, lityum ve EKT ile susturan psikologları ve o testlerle elektrikli aletle işkence reçete eden uzmanlar doğrudan hapise atmalı, bu alan küresel olarak suçlu ilan edilmelidir.
Türk Medeni Kanunu'nun 405 ve 406. maddeleri gibi hırsızlığa kılıf uyduran yasa sayfaları, hukuk kitaplarına sürülmüş kara birer lekedir ve derhal silinmelidir. Bu nitelikteki maddelerin Türk Medeni Kanunu bünyesinde yer alması, kurumsal bir hukuk suçudur ve doğrudan yasa eliyle yürütülen bir tehdit mekanizmasıdır.
Bu kanunun gizli ve en büyük amacı; sağlıklı insanların vücut bütünlüğüne yönelik iyatrojenik (psikoloji alanı ilgili personel testlere dayanılarak yapılan) işkenceleri mahkeme vesayet hakimi müzekkereleriyle meşrulaştırmaktır. Bu sistem, özü itibariyle bir işkence organizasyonudur. Hırsızlıktan çok daha vahim olan yanı da budur: İnsan vücudu üzerindeki mutlak onam hakkı (right to consent) yok edilerek; şarlatan psikologlar, onların bilim dışı testlerini kullanan psikiyatristler ve nörologlar vasıtasıyla organize bir fiziki müdahale çarkı işletilmektedir. 
Vesayet davalarına dayanak yapılan TMK 405 ve 406. maddeleri, Anayasa'nın eşitlik ilkesine kökten aykırıdır. Eğer bu psikometrik testler geçerli ise, neden tüm vatandaşlara liseden sonraki güvenli ÖSYM sınav benzeri ortamda, güvenli ve eşit ortamlarda testler uygulanmamaktadır? Neden psikologlar şarlatanlar kendileri soruları çalmayınca geri zeka çıkıyorlar halkdan gizleniyor. Eğer para harcama bir sınırı olan suç ise, Banka fonlarında veya ticari yatırımlarında milyarlarca lira zarar eden kesime neden vesayet davası açılmamaktadır? Neden suç hukukunda böyle bir fiil için suç ve suçluları yoktur. Bir eylem yanlışsa bu suçtur diye yazılır ve eşit olarak herkes o suçtan hüküm giyer, örneğin insan öldürmek suç olduğu herkese aynıdır. Ayrıca bir suç cezası ile tanımlıdır. 
"Savurganlık" muğlak bir kavramdır ve vesayet hukuku bu yapısıyla ceza hukukunun temel ilkelerine tamamen aykırıdır. Eğer savurganlık bir suç teşkil ediyorsa, bunun cezası ceza kanununda açıkça ve somut kriterlerle tanımlanmalıdır; kaldı ki icra takipleri zaten parasal hukukun kendi dengesini sağlamaktadır. Ortada fiili hiçbir eylem ve suç yokken, şarlatan psikologların dolandırıcı kehanetleri üzerinden insanları mahkûm eden şarlatan psikologlar ile gaspçı vesayet hakimlerinin yürüttüğü bu vesayet mahkemeleri süreç, tamamen bir para gaspı kılıfıdır.
Bu müphem, suç tarifi olmayan vesayet hukuku maddelerini bilimsel ve anayasal düzeyde incelemeyen hukuk baroları ve hukukçular da bu suça doğrudan ortaktır. Bu kadar gayrimeşru iki yasa maddesinin bizzat kendisinin bir suç olduğunu ilan edemeyen hiçbir kurum, hiçbir hukuk fakültesi, üniversite veya baro hukuk savunduğunu iddia edemez.
KISACASI, VESAYET HAKİMLERİ, Örneğin İstanbul  Anadolu Sulh Hukuk Vesayet Davası hakimi Alihan Özıspartalı, HUKUKUN GASPÇI HAKİMLERİDİR, VESAYET DAVALARI DEVLET İÇİ PSİKOLOJİ ALANI İLGİLİ ÇETELERİN GASP VE VUCUT BÜTÜNLÜĞÜ ONAM HAKKINI HUKUKSUZCA YOK ETMESİ VE İŞKENCE ORGANİZASYONUDUR. 
Bunlar Türkiye çapında çetedir. Bu iftiracı dolandırıcıların elebaşı İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10 uncu ihtisas daireleri kurullarıdır, sağlık alanı çalışanları, uzmanlarıdır. Kartal Lütfi Kırdar Devlet Hastanesi Psikoloji/Psikiyatri bölümü gerçek bilim insanı kıskancı iftiracı uzmanların yeridir. 
Yine Erenköy Devlet Hastanesi sağlam insanlara özellikle psikoloji alanı dayanaklı iftira raporlar yazıp vesayet davalarında onları mağdur eden psikoloji alanı çalışanı doludur. 
🛠️ VESAYET TERÖRÜNE KARŞI KÖKTEN ÇÖZÜM ÖNERGESİ (ÇARE)
1. Türk Medeni Kanunu’nun 405 ve 406. maddeleri acilen kanun kitaplarından tamamen kaldırılmalıdır. Bir bireyin "Ben vesayet davası istemiyorum" cümle gibi tek bir irade beyanı, o davanın derhal düşürülmesi için yasal olarak yeterli sayılmalıdır. Vesayet mekanizması, sadece kendi özgür iradesiyle bunu yazılı olarak talep eden kişilere uygulanabilen isteğe bağlı bir hizmete dönüştürülmelidir.
2. Psikoloji alanı, PubMed verilerinde de tescillendiği üzere %36 doğruluk oranını aşamayan bir yetersizlik sarmalıdır ve asla bir pozitif bilim dalı değildir. Bu çıplak gerçek devlet bürokratları ve yasa yapıcılar tarafından resmi olarak kabul edilmeli; yasal mevzuata psikoloji alanının astroloji (horoskop) benzeri sübjektif bir uğraş olduğu açıkça yazılarak kanunlaştırılmalıdır. 
Bir psikiyatristin veya nöroloji uzmanının, adli sicili temiz dürüst bir insana —tıpkı dünyaca ünlü sanatçı Britney Spears davasında yapıldığı gibi— rızası ve onamı olmaksızın Lityum dayatması veya EKT (Elektrokonvülsif Terapi) uygulaması; bir kişinin burç falına bakılarak ona ağır psikiyatrik ilaçlar verilmesinden veya elektrikli aletlerle fiziksel olarak yaralamaktan farksızdır. Vesayet hakimlerinin şarlatan psikoloji testlerle bu iyatrojenik işkence, vucut bütünlüğünü imha süreci organize etmesi ve buna yasal kılıf uydurması ise modern hukukun işleyebileceği en ağır insanlık ve anayasa suçudur. En büyük kurumsal suç; vesayet hukukunun bizzat kendisi ve onun vücut bütünlüğünü hedef alan yasa dışı emirleridir, bir kişinin kendi sağlığı ilgili onam hakkını elinden almak en büyük hukuksuzluktur. Onam hakkını çiğneyen her sağlık personeli bu suçtan hüküm giymelidir. Onam hakkını elinden alan kararlar çıkaran Alihan Özıspartalı gibi vesayet hakimleri insanları hastanelerde işkence organize etmekten suçlanmalıdır. Alihan Özıspartalı vesayet hakimine savunma sunmak, tıpkı eve giren hırsıza tapu gösterip hakkını aramak gibidir. Bu vesayet hakimi, şarlatan adli-tıp-kurumu 4. ve 10 uncu ihtisas daire kurulları ve şarlatan devlet hastaneleri psikologların raporları ile apaçık çelişen bir kişinin süper başarılarını, bir ömür başarısını, dava devam ederken bile devam etmiş deha eğitimlerini çöpe atan hırsız çetecidir. 
Vesayet kanunu maddeleri kendi yanlıştır, ancak bu vesayet hakimi gasp ile kendine devletten maaş gelsin diye, çok değerli deha bilim insanının başarılarını çöpe atıp çeteci adli-tıp-kurumu heyetleri, şarlatan psikoloji çalışanları ile bir olup, değerli bilim insanını her türlü imha edecek müzekkerelerle imha etmeye çalışan edepsizdir. Bu hakim emir kulu Ataşehir kolluk kuvvetlerini, hatta İstanbul Kartal Vakıfbank Banka Müdürünü kendi suçuna ortak edip vesayet davası gasp manevralarını sürdürmüştür.  Hukuk tarihi vesayet davalarının gaspçı vesayet hakimleri, şarlatan psikoloji alanı ilgili çalışan bilirkişi raporlarla kirlenmiştir. Vesayet hukuku maddeleri 405, 406 hukukun kendi suçudur, bu maddeler kanundan kalkmalıdır.


Thursday, August 27, 2026

ÇAĞIN IATROJENIK İŞKENCE EŞKİYALARI, PSIKIYATRİ HEYETLERİ, ADLI-TIP KURUMUN PSIKIYATRI HEYETLERI, PSIKOLOGLARI, VESAYET HAKİMLERİDİR

BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE MANİFESTO: TÜRKİYE ve DÜNYADA PSİKİYATRİK KUMPAS VE ZORUNLU VESAYET KRİZİNİN ORTADAN KALDIRILMASI 

Sunulan Yer: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (UNHRC) Konu: Devlet Hastaneleri Psikiyatri, Psikoloji heyetlerinin, Adli Tıp Kurumları  heyetlerinin, vesayet davalarını Bir Silah Olarak Kullanması

1. BM “ENGELLİLİK” ETİKETLERİNİN KURUMSAL İFTİRA OLARAK ELEŞTİRİSİ

Mevcut uluslararası insan hakları düzeni, vesayet davalarıyla bağlantılı olarak Engelli Hakları Sözleşmesi’nin (CRPD) 12. maddesi dahil olmak üzere, bireyleri en temel medeni haklarını talep edebilmeleri için “engelli” veya “hasta” kategorilerine zorlamaktadır. Oysa zaten yanlış olan ve iftira niteliği taşıyan vesayet davalarının, bu iftiraya dayanarak kişiye kısıtlılık hükümleri uygulaması başlı başına bir hukuksuzluktur.

Kabul edilmeyen ve tümüyle itiraz edilen bir durum, sanki kısıtlılık kararı içinde daha farklı bir yaklaşım talep ediliyormuş gibi gösterilmektedir. Asıl sorun, vesayet davasının vesayet hukukunun kökten bütünüyle insan haklarını çiğneyen bir kanun oluşturmasıdır. Bu yaklaşım, özgür bireylere doğrudan hakaret niteliği taşımakta ve kurumsal iftirayı kalıcı hale getirmektedir.

Bir kişi sahte sağlık raporlara dayalı hileli bir vesayet talebine maruz kaldığında, kendini Birleşmiş Milletler’de engelli yasaları altında savunmaya zorlanması hukukun bir kez daha çiğnenmesidir. Bu kişi doğrudan organize bir hukuki ve adli-psikiyatri kumpasın hedefidir. İtiraz ettiği bir durumu yumuşatmaya çalışmak yerine, onun tamamen yanlış olduğunu açıkça söylemek tek doğru yoldur.

Birleşmiş Milletler punitive psikiyatri şikayeti açacak form hazırlamalıdır. Örneğin Türkiye’de başta İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. İhtisas Daireleri olmak üzere, tüm devlet hastaneleri çete halinde vesayet davaları mağdurlarına keyfi “hastadır” iftira raporları vermektedirler. Psikoloji alanının tüm dünyada bilim olup olmadığı bile şüphelidir. Adli tıp psikiyatri, psikiyatri ve psikoloji heyetleri, psikoloji alanının yüzde 36’yı geçemeyen teşhis durumunu inkar etmekte ve şarlatan testleri şarlatanca yaparak değerli bilim insanlarına hastalık yaftalamakta, vesayet davası üzerinden mallarına el koymakta ve özgürlüklerine engel koymaktadırlar.

2. ASIL FAİLLER: ADLİ TIP HEYETİNİN MODERN ÇAĞDAKİ EŞKİYALARI

20 inci yüzyılın en zararlı eşkıyaları başta vesayet davası ilişkili çalışan vesayet dava rapor ilgili psikologlar ve adli tıp kurum psikiyatri kurulları ile devlet hastane psikiyatristleridir. Psikolojinin sadece bir eşkıyalık, burç falı bakmaktan öteye gidemeyecek bir eğlence alanı olduğu ve bilim olmadığı tüm otoritelerce artık sonuca bağlanmalıdır. Nöroloji ise henüz davranış bilimleri ilgili bir kaynak olacak seviyede değildir, onca önemli hastalık bile çözülmemişken, nöroloji vesayet dava ilgili  yeterlilikte değildir. 
Ne nörolog, ne psikolog veya psikiyatristler liseden sonra ÖSYM sınavda başarılı insana ulaşmak için beynin neresini daha iyi yapsalar bilmezler, öyle bir ilaç yoktur, bildiğini iddia edenler şarlatandır. 
Psikologlar örneğin liseden sonra ÖSYM bilim sınavında başarısı yetersiz bir guruptur ve bunlar şarlatan yöntemleri kendilerine bile fayda veremeyen beyinleri doğuştan geride guruptur. Bu devlet hastaneleri psikoloji alanı eşkıyaların Türkiye’de masum değerli bilim insanların özgür yaşamlarını hedef alan işkencelerine son verilmelidir. Özel sektör psikologlar zaten vesayet davalarından devlet tarafından dışlanmışlardır. İtiraz eden dürüst hakimler dışlanmaktadırlar. 

Vesayet davasına tek cümle ile “hayır” diyen, adli sicili temiz, borcu olmayan birine vesayet kanunu dayatmak, uygulamak, burç falı kehanetlerinden daha doğru olmadığı bilimde bilinen heyet raporları dayatmak, dünyada hukuki olmadığının en büyük ispatıdır. “Vesayet istemiyorum” diyen birine, vesayet davasının zorla sağlam raporu al dayatması, eşkıya heyetlerin bu gücü hemen “hastadır” iftira raporuyla sürdürmesi, kanun kumpası ve iftira delil üretmek için vesayet hukukunun kullanılması, eşkıya mesleklerini kötüye kullanan psikiyatri heyetleri bataklık üretmektir. Türkiye’nin psikiyatrist ve psikologlarının iftira raporlarına, eski Rusya benzeri Türkiye punitive psychiatry iftira işkencelerine son verilmelidir. 1986 sonrası, Türkiye sağlık bakanlığının az kadrolu TUS psikiyatri uzmanlığı belgesini alanlar, TUS sorularını çalarak uzman olmuş, başından ahlaksız bir gruptur. Ayrıca sağlık alanı dışına taşan vesayet heyeti raporları bürokraside de kötüye kullanılan bir sektör olduğundan herkesin el uzattığı, kukla yapacağı uzmanların kadrolaşacağı düzen yaratılan bir alandır. 

Hukuk Suçu, basit şekilde, “vesayet istemiyorum” diyen bir insana  vesayet hukukunun uygulanmasıdır.

Türkiye de kamu düzenine and topluma doğrudan fiziki tehdit oluşturan, en ağır cürümleri işleyen caniler ve seri katiller dahi, anayasal güvenceler and en katı usul kuralları işletilerek yargılanırken; adli sicili tertemiz olan, topluma sadece evrensel bilim üretmiş masum bir insanın (davalı) "HAYIR" beyanına rağmen "koruma" lafıyla hürriyetinden and mal varlığından mahrum bırakılmaya çalışılması, Türkiye de vesayet davalarında hukukun ve adaletin tamamen katledilmesidir. Bu durum, vesayet mahkemeleri sistemin tedavi veya koruma değil, tamamen liyakat hasetinden beslenen birer Iatrojenik İşkence Eşkıyalığı and mülkiyet gaspı şebekesi olduğunu açıkça kanıtlamaktadır. 

Vesayet Hukuku hayır diyebilen birine uygulandığı için kendisi suç olan bir hukuktur. 

Vesayet Hukuku kendi suç bataklığıdır, içinde o eşkiya psikiyatrist, psikologların iftiralarını uretmektedir. 

Vesayet hatta bitkisel hayatta birine uygulanırken dikkat edilmelidir, ancak yüzlerce defa vesayet istemediği dilekçe vermiş, dünyaca değerli, adli sicili temiz, üstün başarılı bir insanı haset içinde karalamak isteyen psikolog, adli-tıp uzmanı veya psikiyatristlere eşkıya yolları açık bırakılmamalıdır. İşte vesayet davası bu eşkıya adli tıp psikiyatri heyetleri, psikiyatristlere, şarlatan psikologlara işkence ve iftiralarına kolaylık vermektedir. 

Türkiye Adli Tıp ve devlet hastane Psikiyatristleri, adli sicili temiz, yeni bir alanda diploması olan, borcu olmayan üstün başarılı bir bilim insanına “hastadır” iftira raporu verdiğinde bu kişiler mesleklerinden aforoz edilmelidir, bu tür iftira rapor veren ve karalamaya teşebbüs etmisler ağır cezalar almalıdır. Türkiye’de bu insanlar haset içinde değerli bilim insanlarına imha düzenekleri hazırlamakta, mallarını gasp ettirecek raporları üretmektedirler. İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. İhtisas Daireleri üyeleri haset içinde değerli bilimcilere iftira rapor veren mesleklerinden aforoz edilmesi gereken iftiracılardır. Daha da kötüsü, bunların mesleklerini kullanıp sağlıklı insana yapamayacağı, düzenleyemeyeceği iatrojenik işkencenin sınırı yoktur. Her türlü elektroşok, lityum ve diğer ilaçların verilmesi Erenköy Devlet Hastanesinde korkulur düzeydedir, özellikle kadınlara Kartal Devlet Hastanesi’nde ilaçlı tecavüzler, sonra da utanmadan onları yayın yapmak, bu psikiyatri ve psikoloji alanı çalışanı eşkıyaların işidir. Türkiye’de böylesi psikiyatri devlet hastanelerinin karanlık yüzü dünyaya ifşa edilmeli, psikoloji üstünde yükselen psikiyatri amaçları sağlıklı kadınlara ilaçlarla deney yapmak, tecavüz ettirip kendi istediği iftiralarını hemde o dolandırıcı yayınları ile atmak, daha sonra utanmadan ahlaksızca klinik mesleklerinde bu klinik yayınla yükselmek olan Kartal Devlet Hastanesi grubu gibi utanç veren hastanelerin yetkileri sınırlandırılmalı ve bunların karanlık yüzü ifşa edilmelidir.

Psikiyatri, psikoloji alanı dışında bilimsel teşhis yöntemi olmayan; verdiği ilaçlar şarlatan psikoloji testlerine, bilimsel olmayı başaramamış psikoloji alanına dayanan bir alandır. En modern psikiyatri farmakolojik reçeteler bile şarlatan bir alan olan, burç falı kehanetinden öteye gidemeyen psikoloji testlere dayanmaktadır. Hatta psikiyatri dergilerindeki bu tür ilaçlı tecavüzlü yayınların diğer gerçek bilim dergilerindeki yayınların yanında yer alması yanlıştır. Psikiyatri, şarlatan psikolojiye dayanan ve asla tam bilim olamayan bir alandır.

Gönüllü olmayan, “istemiyorum” diyen birine Türkiye’de Erenköy ve Kartal, İstanbul Adli Tıp gibi kurumlarda zorla dayatılan müdahaleler çağın utanç verici iatrojenik işkenceleri olarak tarihe geçmelidir. Psikiyatri ve psikoloji bilim değildir; eşkıya ve cani ordusudur.

3. YAPISAL ZORUNLULUK: YOLSUZLUK DÜZENİNİN KÖKTEN YOK EDİLMESİ

Tek tek hastaneleri veya yolsuzluğa bulaşmış eşkiya uzmanları hedef almak yeterli değildir. Birleşmiş Milletler, üye devletlerden kesin bir kanuni kural talep etmelidir: Eğer bir birey kendisine yönelik vesayet veya medeni ehliyet müdahalesini açıkça reddediyor ya da onaylamıyorsa, dava hiçbir istisna olmaksızın derhal düşürülmelidir. Bireyin tek kelimelik şahsi vetosu, aşılmaz bir hukuki bariyer olarak kabul edilmelidir. Kanun, kişinin açık rızası dışında hiçbir zorunlu vesayetin var olamayacağını garanti altına aldığında, iftiraya dayalı tıbbi raporlar üretmeye yönelik sistemik çıkar ilişkisi kökten yok edilecektir. Adli sicili temiz bireylerde, rızaya dayanmayan tüm psikiyatrik ve vesayet işlemleri, başlangıcından itibaren hukuken tamamen geçersiz ve batıl (mutlak butlan) sayılmalıdır.

4. ULUSLARARASI CEZAİ SORUMLULUK TALEBİ

Kendi klinik sınırlarını aşarak bireylerin sivil özgürlüklerini gasp eden psikiyatristler, psikologlar ve adli tıp uzmanları kurumsal dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmamalıdır. Bu uzmanlar; mesela Erenköy Devlet Hastanesi psikiyatristi, Kartal Devlet Hastanesi psikiyatristi, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. psikiyatri heyetleri resmi belgede sahtecilik, yalan beyan ve insan hürriyetini hukuksuz şekilde tahdit etme suçlarından doğrudan cezai olarak sorumlu tutulmalıdır.

Birleşmiş Milletler, bu vesayet uygulamalarını keyfi tutuklamanın ve devlet eliyle yürütülen organize gaspın ağır bir biçimi olarak tanımalı ve bu süreçlere dahil olan tüm sağlık profesyonellerinin kesin şekilde yargılanarak hapis cezasına çarptırılmasını talep etmelidir. Vesayet Hukuku değerli bilimcileri yardım etme yalanı altında hürriyetten mahrum bırakma ve adını zikretmeden keyfi tutuklamanın ve en ağır işkencenin hukuk maddesidir. Vesayet Hukuku tarihin en büyük hukuk yanlışıdır ve yok olmalıdır.

Adı Vesayet Hukuku değil, adli sicili temiz insanı keyfi tutuklamanın an cani şekli Vesayet-İatrojenik-İşkenceleri olarak anılmalıdır. 

Şu anda Türkiye’de bir devlet hastanesi eğer bir masum insana iftira attı ise, yüzlerce üniversite devlet hastaneleri içinde, o iftira heyet raporuna karşı mağdur iftira atılan kişiyi koruyan, hakkını koruyacak tek başka bir devlet hastanesi yoktur. Başını adli-tıp-kurumun çektiği, böyle devlet içi çetedirler.

Eğer Kartal, Erenköy ve Adli Tıp 4. ve 10. ihtisas kurulları birine zaten tüm dünyada şarlatanlıktan öte olmayan psikoloji testlerle “hastadır” iftira attı ise, Türkiye’nin tüm psikiyatristleri ve psikologları o iftira suçuna ortak olurlar, o iftira yok olsun diye kılını kıpırdatmazlar. Türkiye işte psikiyatri, adli tıp kurumları ve psikoloji eşkıyalığının böyle egemen olduğu bir ortamdır. Bu, psikiyatri alanının nasıl vesayet davası ile el ele çeteleşmiş olduğunun kanıtıdır.

Ayrıca dünyada da örneğin tarihin en ünlü utanç verici gasp vesayet davalarından Britney davasında, milyonlarca insan bir hayvana eziyet edilirken isyan ederken Britney’e milyonlar önünde, şarlatan psikoloji alanına sığınarak, lityum ve elektroşoklarla haksızca psikoloji birimlerine kapatıp parasını gasp için işkence ederken; o sosyal medyanın sesleri çıt çıkarmamıştır. Vesayet davası hakiminin yönlendirmesi ile 13 yıl sonunda dava, eşkıya psikolog ve psikiyatristlerin iatrojenik vücuda müdahalesi ile mağdur Britney başlangıçta sağlıklı iken artık o iftira edilen hale düşsün diye psikoloji kurumlarına zorla kapatılmış, orada iatrojenik hasta edilecek işlemlere uğratılmış ve milyonlar, o hayvanlara bile yapılsa ayaklanan sözüm ona insancıl sosyal medyada itiraz edenler susmuştur. Tek bir sağlık mensubu, tek bir hukukçu bu punitive psychiatry’nin ta kendisi dememiştir. Britney’e iatrojenik işkence ile vesayet davasında başlangıçta yalan olan hale sokmaya işkenceyi bizzat psikiyatri alanı vesayet hakimi yaptırmış, programlamıştır, aktörleri psikiyatri uzmanları ve psikologlar olmuştur. Bu iatrojenik zulüm tarihin yüz karasıdır.

Britney’nin kendisi, ona yapılacak işkenceyi önceden öngören bir sağlık profesyoneli olsaydı ve davanın en başında elektroşok ve lityum gibi iatrojenik işkencelere maruz bırakılacağını söyleseydi, ona “paranoyak” denilecekti. Psikiyatri ve psikoloji alanları, kendi içinde çelişkilerle dolu, bilimsel temeli olmayan ve karşılaştığı her şeye tepki veren bir alandır.

Vesayet davaları kurgulanmış iatrojenik bir vücut imhasını bir hakimin bizzat yönlendirerek, suçlu psikolog ve psikiyatristi temize çıkarmasını baştan kurgulaması, yani iatrojenik imha ve işkencenin yakalanmaması için o iatrojenik işkenceye vesayet dava kılıfı geçirilmesidir. Yeryüzünde vesayet dava hukukundan daha adi ve keyfi başka bir hukuk yoktur. Vesayet davaları hukuku keyfi tutuklamadır. Bu hukuk var olduğu sürece hiçbir hukukçu “hukuk biliyorum” diyemez. Vesayet hukuku suç olarak bilime geçmelidir.

Dünyada vesayet hukuku denen aslında keyfi tutuklamanın adını değiştirip vesayet koruması yapan varken hiç kimse sadece kitap üstünde bile hukuk vardır iddia edemez. Vesayet davaları hukuk kitaplarında “keyfi tutuklama” başlığına sokulmalıdır. Yüzyılın işkenceci iftiracı şarlatan psikoloji test standartları ve ona dayanan psikiyatri iatrojenik işkenceleri son bulmalıdır.

Dünyanın hiçbir yerinde, özellikle Türkiye’de, özellikle İstanbul Mahkemelerinde bir başka Britney mirası gaspı benzeri olmamalıdır. Bizzat iatrojenik işkence yönlendirici vesayet hakimleri, psikiyatristler ve psikologlar el ele sağlam değerli insanların vesayet koruması yalanı altında keyfi tutuklamadan beter işkenceye tutulması son bulmalıdır.

Erenköy Devlet Hastanesi, Kartal Devlet Hastanesi, Adli Tıp Kurumu 4 ve 10. İhtisas Daireleri üyeleri mesleklerinde sağlam insanı karalama, iftira atma suçu nedeniyle aforoz edilmelidir, gerek ulusal gerekse uluslararası aforoz edilmelidirler, yakalanmalıdırlar.

Pages