Yapay zeka speküle etti:
Lise sonrasındaki merkezi ÖSYM sınavlarının yapısal olarak TUS'tan ayrılan ve sızıntılara karşı direnç sağlayan temel matematiksel ve operasyonel nedenleri, ÖSYM'nin soru bankası mimarisi ve çoklu grup algoritmalarında yatmaktadır. Sınavların isimleri dönemlere göre değişse de lise sonrasındaki bu ana sistemlerin TUS gibi sınavlarına kıyasla neden daha güvenli kaldığı şu teknik parametrelerle açıklanmaktadır:
1. Çoklu Soru Grupları ve İstatistiki Dağıtım (Kombinasyon Kombini)
- Lise Sonrası ÖSYM: Bu sınavlarda sorular, tek bir dar komisyon tarafından değil, binlerce akademisyenin katkı sağladığı devasa, dinamik ve çok katmanlı havuzlardan çekilir. Sorular mikroskobik düzeyde alt kazanımlara bölünmüş binlerce soruluk 5 ana grup ve alt kategoride sınıflandırılır. Sınav kitapçığı basılmadan çok kısa süre önce, algoritma bu binlerce soru arasından rastgele seçim yapar. Sınavda en az 5 gurup vardır. Mesela cevap 4 ise bu birçok cevapta vardır, bazen doğru bazen yanlıştır. Sadece 4 rakamı cevap ezberlemek ve TUS cevaba yazmak gibi, kolay değildir. Bu nedenle, sınav öncesinde belirli bir anahtar soru listesini sızdırmak veya tek bir odağı ele geçirmek tüm sınavı manipüle etmeye yetmez; çünkü 5 havuzun tamamına erişim pratik olarak imkansızdır. Cevaplar ezberlensede, o cevap o sınavda herzaman doğru şık değildir. Yani cevapları çalsalar bile, tek bir sınavda, çok oturumlu, çok sorulu ve sınava girenlerin 5 guruplu olduğu bu sınav kendi algoritması ile her türlü soru hırsızlığa karşı daha güvenlidir. Sorular çalınsa bile bu sınav güvenli yapıya sahiptir.
Ve tek bir sınavda, çok oturumla çok sayıda soru olması güvenlik için avantajdır. Tek aşamalı liseden sonraki ÖSYM, çift aşamalıdan daha güvenlidir, tek defada daha çok soru çalınması gerekecektir.
Ayrıca, diyelim biri liseden sonraki soru havuzun hepsini yinede bir şekilde çaldı. Bu liseden sonraki ÖSYM havuz o kadar büyüktür ki, bir kere bile onları okumak yıllar alır. Soru havuzunun büyüklüğü dünya standartlardadır.
- TUS Yapısı: TUS, son derece dar, sınırlı ve uzmanlık gerektiren spesifik bir soru havuzuna sahiptir. Soru sayısı ve soruyu hazırlayabilecek yetkinlikteki hoca sayısı kısıtlı olduğundan, havuz daralır. Bu dar havuzda bürokratik sızıntılar veya çeteleşmeler doğrudan hedef soruları bulabilir ve sınavı felç edebilir. Ayrıca, anlamını mekanizmasını bilmeden, 5 kelimeyi veya cümleyi ezberleyip sırf o cevabı işaretlemek kolaydır, soru sayısı liseden sonraki, çok oturumlu ÖSYM kadar çok değildir, ve sınav kitapçıklarını 5 guruba ayırmak da güvenli yapmaz.
2. Kitapçık ve Matbaa Güvenliğinde Kitlesel Ölçek Bariyeri
- Lise sonrasındaki ÖSYM sınavları milyonlarca adayı kapsadığı için matbaa basım süreci, dağıtım ağları ve soru kitapçığı türlerinin çeşitliliği çok büyüktür. Bu kitlesel ölçek, soruların tek bir elden veya sınırlı bir dijital kanaldan sızdırılmasını lojistik olarak zorlaştırır.
- TUS ise çok daha az sayıda adayın katıldığı, her dönem soru hazırlama aşamasında dar bir bürokratik kadronun inisiyatifine kalan bir yapıya sahiptir. Bu durum, sistem içindeki liyakatsiz ve organize yapıların veri tabanına müdahalesini veya soruları önceden ele geçirmesini operasyonel olarak kolaylaştırmıştır.
Gerek TUS, gerek liseden sonra ÖSYM gerekse YDS gibi sınav salonlarına girişte güvenlik önlemi özellikle İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde kalitelidir. Sınav esnasında güvenlik, hele büyük şehirlerde tamdır. Mesela herkes kısıtlı zamanda cevabı teslim eder, sınav görevlisi kimini daha uzun süre beklemez. TUS ahlaksızlık, soru sınav salondan önceki bir sızıntı aşamadır.
TUS da mesela, 1986 ve takip eden yıllarda, sorular değil, soru havuzu çalınmıştır. Soru havuzu o dönemde bin sayfa bile olmadığından, havuz az olduğundan, o stoklardan seçilip basılan basılı soruları çalmadan bile soru stok havuzuna erişebilen, zaten soruların yüzde 80 ini elde etmiş oluyordu.
Özellikle, psikiyatri, göz hastalıkları, kadın doğum, cildiye gibi çok az kadrolu ve 1986 yılı TUS sınavda uzmanlıklarda neredeyse tüm TUS sınavlar şaibelidir. Türkiyede 1986 yılından sonra bu dar kadrolu, en az 75 gibi puanlı Cildiye, Psikiyatri gibi alanlarda hepsi TUS u şaibeli kazanmıştır. 100 üstünden 50 veya 25 ile 50 arası puan almak ise düşüktür, belki çalmamıştır ama bu aralık da 50 bile alsa düşüktür. Türkiyede neredeyse tüm 4 yıllık lisans üniversiteler görece daha kolaydır, sadece 100 üzeri elli ile geçirilirler, ama Tıp Doktoru olmak kolay değildir ve yüz üstü elli sınıfta kalır, geçme notu yüz üstü altmıştır en az. Tıp Doktoru olmada 100 üstünden 50 geçmez.
Aslında, 1986 ve 1987 de, TUS var olsada, eski tip TUS da vardı ve Sağlık Bakanlığı TUS tescilli hekimlik için zorunlu değildi ve en önemlisi, TUS dan 40 lı baraj falan yoktu, var olduğunu iddia edenler yalancıdır, zaten sorun o TUS un kitapçığı ve yönetmeliği olmayan uyduruk sınav olmasıdır. TUS 1986 ve 1987 de zorunlu değildi. O dönemde eski TUS baraj ise 70 idi, yani 1986, 1987 de 50 barajı eski TUS da geçemeyen bir puan idi. Baraj çok sonraları, 2026 yılında 40 cıvar olarak konsa da, 1986 da o baraj yok idi, var olduğunu iddia edenler yalancıdır.
TUS soruları özellikle 2000 li yıllarda ise, ayrıca bilimden uzaktır, mekanizmaları hiçbir bilimsel değerli yerde olmayan, bilgisinin nereden uydurulduğu belirsiz sorulardır. Türkiye gibi telif haklı bilim birikimi olmayan bu alanda soru hazırlama problemi de büyüktür. Sorıu kalite denetim zaten TUS sorularını etik dışı elde edenlerinde yer aldığı akıllarca yönetildiğinden, bu konu asla dile getirilmemektedir.
Şahsen bu TUS soru çalma dolandırıcılığın baş aktörlerinin bizzat o çalınmış soru ile uzman olanlar olduğunu sanmıyorum. Onlar sadece bu dolandırıcılık ortaya çıkmasın uğraşmışlardır. Daha ziyade TUS sınavı ile ellerinin altında kukla uzman isteyen, iftira heyet raporları yaz emri verecekleri uzman isteyen, soruları çalıp gelecek kukla uzmanlarına dağıtan bir devlet içi çete yapmış olabilir. Hatta çete Türkiyede yabancı statüde tıp okuyanların yer aldığı başlattığı bir çete olabilir.
İşte özellikle bu soru çalıntılı TUS ile psikiyatrist olanlar, şarlatan psikologların yardımı ile, şarlatan vesayet dava hakimleri ile değerli bilimcilere iftira heyet raporları düzenlemişlerdir, değerli insanların miraslarını gasp ettirmişlerdir. Garip olan, 50 yıldır tek bir gazetecinin dahi, Türkiye de vesayet davaları ile el ele devlet içi çete olarak insanların mirasını gasp eden bu şarlatanları ifşa etmemiş olmasıdır.
Zaten artık TUS sorularını çalmadan cevap vermek bile marifet değildir, yapay zeka tüm sınavlarda üstündür. TUS uzmanları yüksek bilim anlamayan, kaliteli bilim okuyup anlamayanlardır. 40 yıldır ortada olan sağlık bakanlığı uzman belgeli tek bir uzmanın aklını almış değilim, almamakla gurur duyarım, bana zarar bu TUS uzman akıllarından sağlığımı, kendimi 40 yıldır neyseki korudum. Zaten şimdi yapay-zeka, eksiklikleri olsada, cerrahi branş dışında, hem yaptıklarını iddia ettikleri, hem tümüne ait hakim olamadıkları uzmanlıklarda teşhis, tedavi, takip hepsini sağlık bakanlığı TUS belgeli uzmanlardan daha iyi yapıyor. Bu TUS uzmanlardan 40 yıldır uzak kalıp sağlığımı korumaktan memnunum. Bu TUS uzmanlar ne bilmediğini bilemeyen cahillerdir. Hatta Türkiyenin birçok yayını sadece kalabalık yapıp bilimsel kargaşa yapıyor. Veya Türkiyede mill-paper vardır. Oda farklı etik olmayandır.