Her konuda interneti suçlamak oldukça yersizdir. Hiç kimseye halk müziği yerine klasik müziği ya da başka bir türü sadece internet aracılığıyla sevdiremezsiniz; bu tercihler kişinin kendi içindedir. Şahsen ben, spor gösterileri izlesem de, bazı spor müsabakalarında sporcuların düşme ihtimali sadece % 5 bile olsa, birkaç kez kaza gördüysem bunu bir şiddet unsuru olarak algılayıp o sporu dahi izleyemiyorum.
İnternette çocukların ücretsiz erişebileceği çok kaliteli oyunlar da var. Mesele, çocuğun seçimini neden şiddet içerikli videolara yönelttiğidir. Bu durum, bazı insanların farklı yemekler tercih etmesi gibidir. İçinde şiddet eğilimi olmayan bir yetişkin, şiddet içeren bir videoyu gördüğü an kapatacaktır.
Ancak çocuklar, daha iki yaşından itibaren yanlış eğitilmiş olabilirler; genetik eğilimleri de onları şiddete yöneltebilir. Yetişkin bir insana sevmediği bir yemeği onlarca defa yedirseniz de yine sevmez. Fakat erken çocukluk dönemi kritiktir. Bence bir çocuk 18 yaşına kadar şekillenir; hatta asıl karakteri ve ilgisi asıl ilkokul yıllarında yön kazanır. Türkiye’de henüz internet yokken de, 54 yıl önce bile akran zorbalığı anarşi vardı; çocuklar okulda birbirlerine fiziksel şiddet uyguluyorlardı.
Elbette yaşı küçük olanlar, yaş sınırı gereken internet sitelere üye olamamalıdır; ancak çocuklara her türlü internetin veya oyunun yasaklanması gerektiğini savunmak yanlıştır.
Ayrıca yetişkin veya çocuklardaki madde bağımlılığı en büyük sorundur. Zararlı madde bağımlısı insanların kişilikleri sabit değildir, ne yapacaklarını belirleyen, tahmin ettiren sabit hormon metabolizmaları, dengeli fizyolojileri yoktur.
Nisan 2026 olayda çocuk saldırgana saçı uzun, şusu anormal demek bence komik anlamsız. Aksine giyimi çok düzgün, dış görünümünde düzgün biri. Ancak ağrı kesici alet kullanıyormuş, muhtemelen fizyolojisini bozan ağrısı için gereksiz maddeler de kullanıyordu. Bir başka komik sav ise o gencin kimse ile konuşmadığını iddia edenlerin, neler yapacağını çok kişiye anlatıyordu çelişen iddiası. Komik çelişkili savlar. Ayrıca babasının meslekleri nedeni ile birçok çocuk daha izole arkadaşlıklar edinebilir. Arkadaşlarından kötü alışkanlık kapmak yerine kendi dersi ile ilgilenen öğrenci makbuldür.
Devlette çalışan psikologlar bok olsa, liseden sonra ÖSYM sınavda Tıp Doktoru olacak puan kazanırlardı, beyinsizlikleri tescilli, Tıp-Doktoru kıskancı insanlar çoğu; her olaydan sonra sırf konuşmak için abuk sabuk konuşmaları anlamsız. Bence bu adölesan yaşlarda en tehlikeli 2 etken vardır, ki erkek çocuklar asıl riskdedir. Birincisi madde bağımlılığı, ikincisi henüz eğitimini tamamlamamış birinin bazı dış ideolojilere bilmeden maşa olmasıdır. 'Türkiye de 18 inde olmayan çocuklar bile dehşet saçabilir' beyin yıkayıcı kavramda ve anarşizmde askeri övgü arayan ideolojiler asıl yanlış, fakat maalesef varlar ve gençleri etkiliyorlar, yanlışa çekiyorlar.
2 ayrı şehirdeki gencin dış görünümünün birbirine hiçbir benzerliği yoktu, ikisi de sokakta sıkça görünen insanlar gibi giyinmişti. Yaşı küçük olan saldırgan yaşından çok büyük görünüyordu, ancak benim ilkokul sınıfımda benden beş yaş büyük, annemin boyunda kız öğrenciler aksine sınıfta güven verirdi. Herkes herkesi eğitim düzeyi, Tıp-Doktoru diploması olmamasına rağmen teşhis ettiğini söylüyor. Dünyada yüzlerce gencin saldırı olayında babasının silahı kullanılmamış, yinede silahı kolaylıkla bulmuşlar. Nisan 2026 ilk olaydaki genç yine bulmuş silah. Demekki babasının olmasa yine buluyor ve talim yapıyor. Anarşik olaylarda silahların yüzde 99 u aile dışı kaynaktır. Olay bu kadar kolay değildir. Okulda donanımlı güvenlik kameraları bile yok.
Son günlerde yaşanan bazı saldırganlık olaylarında ise daha büyük, hatta global örgütsel yönlendirmelerin olduğunu düşünüyorum; bazı çocukları dünyanın her yerinde görülen farklı bir anarşizm türü için kullanıyorlar. Ayrıca bazı aile çocuklarını özellikle hedef alıyor olabilirler.
Evvelce gençler gelecekte okuyup, istediği mesleği yapıp mutlu olacak hayalleri olan bir kitle idi. Maalesef Türkiye de sahte 30 dakikada yazdırılmış üniversite diplomaları ile gerçek bilimcilere karşı açılan savaşlar, düşük ücretler, gençlerin hayallerini bile eksik bıraktı ve onların kötü ideolojilere kapılmalarını kolaylaştırdı.
Son olarak, ilkokul hariç, online liseler, üniversiteler, tüm online okulların sayısı artmalıdır. İlkokulun ise örgün eğitim olması uygundur; 12 yaşına kadar çocuklar klasik örgün eğitimle, öğretmenleri eşliğinde bilgisayar şart olmadan okumalı, lisede ve sonrasında ise online okullara geçilmelidir. Online okullar hem çok daha kaliteli hem de daha güvenlidir. Tıp Fakülteleri, Diş Hekimliği fakülteleri gibi bazı üniversitelerde online olamayacak dersler dışında kalan dersler vardır, örgün olması kaçınılmazdır, ancak online mümkün dersler bu okullarda da online olmalıdır. Online eğitim çağın en büyük teknolojik şansıdır ve faydalanmalıdır. Ayrıca online eğitimler güvenlik elemanı işini azaltır. Güvenlik sadece okullar değil Türkiye de artık Hastane, toplu taşıma aracı, tüm kamu alanlarda sorun olabiliyor.
Belki uzak gelecekte, şimdilik hayal görünse de, insan güvenlik elemanı yerine, düğmeye basınca uçan dron güvenlik robotları yaratılır, yangın söndürme tüpü gibi robotlar bir köşede sınıfta durur. Öğretmen veya sorumlu kişi robot düğmeye basar ve saldırganı kafesle der robota, veya benzeri. Türkiye Hastanelerde zaten insan güvenlik çağıran düğmeler var, okullarda da olur. Bugün için pahalı olsa da, bu sistemler ucuzlayacaktır.
Bence Türkiye de gençler dünyaya kıyaslarsak, neyseki, aksine örnek olacak derecede az saldırgan. Az saldırgan türk genç istatistiklerin sırrını anlamak bile faydalı olabilir.
Ancak güvenlik sistemleri kimsenin insiyatifi olmadan güvenlik sağlayabilir. Saldırgan olay Türkiye istatistikleri, dünya ortalamanın neresinde, diye bile bilemeyen bir yargı var. Türkler tuvalet kapısında rakam yazıp, kiremit sayıp matematik bildiklerini sanan salak olduklarından, daha olayın matematiğini, istatistiğini idrak edememişler. Pek tabii tek bir kişinin canını kaybetmesi bile önemlidir, ancak ağzı olan konuşmuş, olayın istatistik duruşunu idrak edememiş.
Olayın bilirkişi tarzında tanımı bile tam yapılmış mı soran yok. Başka şehirdeki olayda fail kamerada açıkça elinde suçlu silahla kayıtta, o okulda kamera daha çok. Bu şehirdeki olayda “Yanlışlıkla birini katil sandılar” ihtimali ni yok edecek kameralı görüntüde olan şahıs 15 yaşındaki o kıvırcık saçlı mı, yoksa başka birimi. Internette olan görüntü orijinali değildi, ve saçları kıvırcık omu anlaşılmıyordu. O görüntü iyice bakılmıştır farzediyorum. Bu bilirkişi raporda yazılmalıdır. Hatta belki 2 kişi saldırıya bulaştı. Öğretmen tabiiki katili gördü, ama tam görenler yaşamıyor maalesef. Diğerleri sıranın altında ses duymuş, görmemiş. Kamera var ama halka sunulmadığı için, halkın parça parça anladığından olayı yorumu eksik olur. Belki olayın kanıtları daha çok, ama bilmeyenler bile olayın tüm videosu ellerinde gibi uydurmuşlar.
Ancak ikinci olayda fail elinde silahlı nasıl olur da kimseye görünmedi. O saldırgan gencin görüntüleri bambaşka normal güne ait ve bahsi geçen çok sayıda silah onun elindeydi diye ifade veren tek şahit yok. Maskeli mi idi. Tek başına mı idi? Böylesine o kişi odur diyen kesin bir şahit ifadesi yok. Onu öldürenler onu elinde silahla yakalamamış. Veya öyle ise bu açıklanmış değil henüz. Belkide halka sunulmayan kesin kamera kayıtları, kanıtlar var. Ve belkide gerçekten o genç çocuk tek başına saldıran. Ancak bunun kanıtları, buğulanmamış kamera kayıtları internette yok, buna rağmen herkes nasıl olayı ve elinde silah ile yakalanan kişiyi görmüş gibi, saniye saniye olayı görmüş gibi konuşup duruyor hayret. Olayı duyanlar var ama saklandıkları yerden saldırganı gördüğünü tek şahit bile söylemedi.
Sadece poligon da talim atışı yapmış görüntüsü var. O saldırgan bir olay değil.
Bir vahşet bulanık görüntüde, yerde zaten yaralı ayağa kalkmaya çalışan 2 çocuğa tekrar ateş eden uzun boylu biri görünüyor, saçları ve yüzü seçilemiyor. O görüntüden kişi tespiti yapılmış mı? O kişi o kıvırcık saçlı genç mi? O gün üstünde ne kıyafet vardı. Saçlarını toplamış mıydı. Türkler kadar herşeyi kıçından uyduran görülmemiştir, ne görünmüyor diyecek yerde hepsi hayal kurup uydurup youtube da yorum yapmışlar.
Bilirkişi diye bir eğitimli belgeli yetkili vardır. Mesela tüm Tıp-Doktorları Adli-Tıp alt uzmanlık resmi bilirkişidir, kanunla tescillidir. Kamera görüntü izleyen adli-tıp bilirkişi vardır. O ne demiş.
Hatta youtube da, bir başka küçük kız, çocuk oda; bilirkişi gibi konuşmadığı için en az 20 kişinin ona salak dediğini gördüm. Asıl salak kendileri, hem bilirkişi olmayı başaramayıp, hem de olay mağduru küçük bir kıza bilirkişi değil diye salakça hakaret etmeleri.