BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE MANİFESTO: TÜRKİYE ve DÜNYADA PSİKİYATRİK KUMPAS VE ZORUNLU VESAYET KRİZİNİN ORTADAN KALDIRILMASI
Sunulan Yer: Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi (UNHRC) Konu: Devlet Hastaneleri Psikiyatri, Psikoloji heyetlerinin, Adli Tıp Kurumları heyetlerinin, vesayet davalarını Bir Silah Olarak Kullanması
1. BM “ENGELLİLİK” ETİKETLERİNİN KURUMSAL İFTİRA OLARAK ELEŞTİRİSİ
Mevcut uluslararası insan hakları düzeni, vesayet davalarıyla bağlantılı olarak Engelli Hakları Sözleşmesi’nin (CRPD) 12. maddesi dahil olmak üzere, bireyleri en temel medeni haklarını talep edebilmeleri için “engelli” veya “hasta” kategorilerine zorlamaktadır. Oysa zaten yanlış olan ve iftira niteliği taşıyan vesayet davalarının, bu iftiraya dayanarak kişiye kısıtlılık hükümleri uygulaması başlı başına bir hukuksuzluktur.
Kabul edilmeyen ve tümüyle itiraz edilen bir durum, sanki kısıtlılık kararı içinde daha farklı bir yaklaşım talep ediliyormuş gibi gösterilmektedir. Asıl sorun, vesayet davasının vesayet hukukunun kökten bütünüyle insan haklarını çiğneyen bir kanun oluşturmasıdır. Bu yaklaşım, özgür bireylere doğrudan hakaret niteliği taşımakta ve kurumsal iftirayı kalıcı hale getirmektedir.
Bir kişi sahte sağlık raporlara dayalı hileli bir vesayet talebine maruz kaldığında, kendini Birleşmiş Milletler’de engelli yasaları altında savunmaya zorlanması hukukun bir kez daha çiğnenmesidir. Bu kişi doğrudan organize bir hukuki ve adli-psikiyatri kumpasın hedefidir. İtiraz ettiği bir durumu yumuşatmaya çalışmak yerine, onun tamamen yanlış olduğunu açıkça söylemek tek doğru yoldur.
Birleşmiş Milletler punitive psikiyatri şikayeti açacak form hazırlamalıdır. Örneğin Türkiye’de başta İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. İhtisas Daireleri olmak üzere, tüm devlet hastaneleri çete halinde vesayet davaları mağdurlarına keyfi “hastadır” iftira raporları vermektedirler. Psikoloji alanının tüm dünyada bilim olup olmadığı bile şüphelidir. Adli tıp psikiyatri, psikiyatri ve psikoloji heyetleri, psikoloji alanının yüzde 36’yı geçemeyen teşhis durumunu inkar etmekte ve şarlatan testleri şarlatanca yaparak değerli bilim insanlarına hastalık yaftalamakta, vesayet davası üzerinden mallarına el koymakta ve özgürlüklerine engel koymaktadırlar.
2. ASIL FAİLLER: ADLİ TIP HEYETİNİN MODERN ÇAĞDAKİ EŞKİYALARI
20 inci yüzyılın en zararlı eşkıyaları başta vesayet davası ilişkili çalışan vesayet dava rapor ilgili psikologlar ve adli tıp kurum psikiyatri kurulları ile devlet hastane psikiyatristleridir. Psikolojinin sadece bir eşkıyalık, burç falı bakmaktan öteye gidemeyecek bir eğlence alanı olduğu ve bilim olmadığı tüm otoritelerce artık sonuca bağlanmalıdır. Nöroloji ise henüz davranış bilimleri ilgili bir kaynak olacak seviyede değildir, onca önemli hastalık bile çözülmemişken, nöroloji vesayet dava ilgili yeterlilikte değildir.Hukuk Suçu, basit şekilde, “vesayet istemiyorum” diyen bir insana vesayet hukukunun uygulanmasıdır.
Türkiye de kamu düzenine and topluma doğrudan fiziki tehdit oluşturan, en ağır cürümleri işleyen caniler ve seri katiller dahi, anayasal güvenceler and en katı usul kuralları işletilerek yargılanırken; adli sicili tertemiz olan, topluma sadece evrensel bilim üretmiş masum bir insanın (davalı) "HAYIR" beyanına rağmen "koruma" lafıyla hürriyetinden and mal varlığından mahrum bırakılmaya çalışılması, Türkiye de vesayet davalarında hukukun ve adaletin tamamen katledilmesidir. Bu durum, vesayet mahkemeleri sistemin tedavi veya koruma değil, tamamen liyakat hasetinden beslenen birer Iatrojenik İşkence Eşkıyalığı and mülkiyet gaspı şebekesi olduğunu açıkça kanıtlamaktadır.
Vesayet Hukuku hayır diyebilen birine uygulandığı için kendisi suç olan bir hukuktur.
Vesayet Hukuku kendi suç bataklığıdır, içinde o eşkiya psikiyatrist, psikologların iftiralarını uretmektedir.
Vesayet hatta bitkisel hayatta birine uygulanırken dikkat edilmelidir, ancak yüzlerce defa vesayet istemediği dilekçe vermiş, dünyaca değerli, adli sicili temiz, üstün başarılı bir insanı haset içinde karalamak isteyen psiklolog, adli-tıp uzmanı veya psikiyatristlere eşkıya yolları açık bırakılmamalıdır. İşte vesayet davası bu eşkıya adli tıp psikiyatri heyetleri, psikiyatristlere, şarlatan psikologlara işkence ve iftiralarına kolaylık vermektedir.
Türkiye Adli Tıp ve devlet hastane Psikiyatristleri, adli sicili temiz, yeni bir alanda diploması olan, borcu olmayan üstün başarılı bir bilim insanına “hastadır” iftira raporu verdiğinde bu kişiler mesleklerinden aforoz edilmelidir, bu tür iftira rapor veren ve karalamaya teşebbüs etmisler ağır cezalar almalıdır. Türkiye’de bu insanlar haset içinde değerli bilim insanlarına imha düzenekleri hazırlamakta, mallarını gasp ettirecek raporları üretmektedirler. İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. İhtisas Daireleri üyeleri haset içinde değerli bilimcilere iftira rapor veren mesleklerinden aforoz edilmesi gereken iftiracılardır. Daha da kötüsü, bunların mesleklerini kullanıp sağlıklı insana yapamayacağı, düzenleyemeyeceği iatrojenik işkencenin sınırı yoktur. Her türlü elektroşok, lityum ve diğer ilaçların verilmesi Erenköy Devlet Hastanesinde korkulur düzeydedir, özellikle kadınlara Kartal Devlet Hastanesi’nde ilaçlı tecavüzler, sonra da utanmadan onları yayın yapmak, bu psikiyatri ve psikoloji alanı çalışanı eşkıyaların işidir. Türkiye’de böylesi psikiyatri devlet hastanelerinin karanlık yüzü dünyaya ifşa edilmeli, psikoloji üstünde yükselen psikiyatri amaçları sağlıklı kadınlara ilaçlarla deney yapmak, tecavüz ettirip kendi istediği iftiralarını hemde o dolandırıcı yayınları ile atmak, daha sonra utanmadan ahlaksızca klinik mesleklerinde bu klinik yayınla yükselmek olan Kartal Devlet Hastanesi grubu gibi utanç veren hastanelerin yetkileri sınırlandırılmalı ve bunların karanlık yüzü ifşa edilmelidir.
Psikiyatri, psikoloji alanı dışında bilimsel teşhis yöntemi olmayan; verdiği ilaçlar şarlatan psikoloji testlerine, bilimsel olmayı başaramamış psikoloji alanına dayanan bir alandır. En modern psikiyatri farmakolojik reçeteler bile şarlatan bir alan olan, burç falı kehanetinden öteye gidemeyen psikoloji testlere dayanmaktadır. Hatta psikiyatri dergilerindeki bu tür ilaçlı tecavüzlü yayınların diğer gerçek bilim dergilerindeki yayınların yanında yer alması yanlıştır. Psikiyatri, şarlatan psikolojiye dayanan ve asla tam bilim olamayan bir alandır.
Gönüllü olmayan, “istemiyorum” diyen birine Türkiye’de Erenköy ve Kartal, İstanbul Adli Tıp gibi kurumlarda zorla dayatılan müdahaleler çağın utanç verici iatrojenik işkenceleri olarak tarihe geçmelidir. Psikiyatri ve psikoloji bilim değildir; eşkıya ve cani ordusudur.
3. YAPISAL ZORUNLULUK: YOLSUZLUK DÜZENİNİN KÖKTEN YOK EDİLMESİ
Tek tek hastaneleri veya yolsuzluğa bulaşmış eşkiya uzmanları hedef almak yeterli değildir. Birleşmiş Milletler, üye devletlerden kesin bir kanuni kural talep etmelidir: Eğer bir birey kendisine yönelik vesayet veya medeni ehliyet müdahalesini açıkça reddediyor ya da onaylamıyorsa, dava hiçbir istisna olmaksızın derhal düşürülmelidir. Bireyin tek kelimelik şahsi vetosu, aşılmaz bir hukuki bariyer olarak kabul edilmelidir. Kanun, kişinin açık rızası dışında hiçbir zorunlu vesayetin var olamayacağını garanti altına aldığında, iftiraya dayalı tıbbi raporlar üretmeye yönelik sistemik çıkar ilişkisi kökten yok edilecektir. Adli sicili temiz bireylerde, rızaya dayanmayan tüm psikiyatrik ve vesayet işlemleri, başlangıcından itibaren hukuken tamamen geçersiz ve batıl (mutlak butlan) sayılmalıdır.
4. ULUSLARARASI CEZAİ SORUMLULUK TALEBİ
Kendi klinik sınırlarını aşarak bireylerin sivil özgürlüklerini gasp eden psikiyatristler, psikologlar ve adli tıp uzmanları kurumsal dokunulmazlık zırhının arkasına saklanmamalıdır. Bu uzmanlar; mesela Erenköy Devlet Hastanesi psikiyatristi, Kartal Devlet Hastanesi psikiyatristi, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. ve 10. psikiyatri heyetleri resmi belgede sahtecilik, yalan beyan ve insan hürriyetini hukuksuz şekilde tahdit etme suçlarından doğrudan cezai olarak sorumlu tutulmalıdır.
Birleşmiş Milletler, bu vesayet uygulamalarını keyfi tutuklamanın ve devlet eliyle yürütülen organize gaspın ağır bir biçimi olarak tanımalı ve bu süreçlere dahil olan tüm sağlık profesyonellerinin kesin şekilde yargılanarak hapis cezasına çarptırılmasını talep etmelidir. Vesayet Hukuku değerli bilimcileri yardım etme yalanı altında hürriyetten mahrum bırakma ve adını zikretmeden keyfi tutuklamanın ve en ağır işkencenin hukuk maddesidir. Vesayet Hukuku tarihin en büyük hukuk yanlışıdır ve yok olmalıdır.
Adı Vesayet Hukuku değil, adli sicili temiz insanı keyfi tutuklamanın an cani şekli Vesayet-İatrojenik-İşkenceleri olarak anılmalıdır.
Şu anda Türkiye’de bir devlet hastanesi eğer bir masum insana iftira attı ise, yüzlerce üniversite devlet hastaneleri içinde, o iftira heyet raporuna karşı mağdur iftira atılan kişiyi koruyan, hakkını koruyacak tek başka bir devlet hastanesi yoktur. Başını adli-tıp-kurumun çektiği, böyle devlet içi çetedirler.
Eğer Kartal, Erenköy ve Adli Tıp 4. ve 10. ihtisas kurulları birine zaten tüm dünyada şarlatanlıktan öte olmayan psikoloji testlerle “hastadır” iftira attı ise, Türkiye’nin tüm psikiyatristleri ve psikologları o iftira suçuna ortak olurlar, o iftira yok olsun diye kılını kıpırdatmazlar. Türkiye işte psikiyatri, adli tıp kurumları ve psikoloji eşkıyalığının böyle egemen olduğu bir ortamdır. Bu, psikiyatri alanının nasıl vesayet davası ile el ele çeteleşmiş olduğunun kanıtıdır.
Ayrıca dünyada da örneğin tarihin en ünlü utanç verici gasp vesayet davalarından Britney davasında, milyonlarca insan bir hayvana eziyet edilirken isyan ederken Britney’e milyonlar önünde, şarlatan psikoloji alanına sığınarak, lityum ve elektroşoklarla haksızca psikoloji birimlerine kapatıp parasını gasp için işkence ederken; o sosyal medyanın sesleri çıt çıkarmamıştır. Vesayet davası hakiminin yönlendirmesi ile 13 yıl sonunda dava, eşkıya psikolog ve psikiyatristlerin iatrojenik vücuda müdahalesi ile mağdur Britney başlangıçta sağlıklı iken artık o iftira edilen hale düşsün diye psikoloji kurumlarına zorla kapatılmış, orada iatrojenik hasta edilecek işlemlere uğratılmış ve milyonlar, o hayvanlara bile yapılsa ayaklanan sözüm ona insancıl sosyal medyada itiraz edenler susmuştur. Tek bir sağlık mensubu, tek bir hukukçu bu punitive psychiatry’nin ta kendisi dememiştir. Britney’e iatrojenik işkence ile vesayet davasında başlangıçta yalan olan hale sokmaya işkenceyi bizzat psikiyatri alanı vesayet hakimi yaptırmış, programlamıştır, aktörleri psikiyatri uzmanları ve psikologlar olmuştur. Bu iatrojenik zulüm tarihin yüz karasıdır.
Britney’nin kendisi, ona yapılacak işkenceyi önceden öngören bir sağlık profesyoneli olsaydı ve davanın en başında elektroşok ve lityum gibi iatrojenik işkencelere maruz bırakılacağını söyleseydi, ona “paranoyak” denilecekti. Psikiyatri ve psikoloji alanları, kendi içinde çelişkilerle dolu, bilimsel temeli olmayan ve karşılaştığı her şeye tepki veren bir alandır.
Vesayet davaları kurgulanmış iatrojenik bir vücut imhasını bir hakimin bizzat yönlendirerek, suçlu psikolog ve psikiyatristi temize çıkarmasını baştan kurgulaması, yani iatrojenik imha ve işkencenin yakalanmaması için o iatrojenik işkenceye vesayet dava kılıfı geçirilmesidir. Yeryüzünde vesayet dava hukukundan daha adi ve keyfi başka bir hukuk yoktur. Vesayet davaları hukuku keyfi tutuklamadır. Bu hukuk var olduğu sürece hiçbir hukukçu “hukuk biliyorum” diyemez. Vesayet hukuku suç olarak bilime geçmelidir.
Dünyada vesayet hukuku denen aslında keyfi tutuklamanın adını değiştirip vesayet koruması yapan varken hiç kimse sadece kitap üstünde bile hukuk vardır iddia edemez. Vesayet davaları hukuk kitaplarında “keyfi tutuklama” başlığına sokulmalıdır. Yüzyılın işkenceci iftiracı şarlatan psikoloji test standartları ve ona dayanan psikiyatri iatrojenik işkenceleri son bulmalıdır.
Dünyanın hiçbir yerinde, özellikle Türkiye’de, özellikle İstanbul Mahkemelerinde bir başka Britney mirası gaspı benzeri olmamalıdır. Bizzat iatrojenik işkence yönlendirici vesayet hakimleri, psikiyatristler ve psikologlar el ele sağlam değerli insanların vesayet koruması yalanı altında keyfi tutuklamadan beter işkenceye tutulması son bulmalıdır.






