Çözülmesi: "Koruma" mı, "İhlal" mi?
Vesayet davalarının temel amacı, kısıtlanması talep edilen kişinin haklarını korumak ve ona destek olmaktır. Ancak uygulamada, bu "koruma" amacı ciddi bir paradoks doğuruyordu: Bir kişinin kısıtlanıp kısıtlanmayacağını tespit etmek adına, o kişiyi mahkeme kararıyla sağlık kuruluşlarına kapatmak ve 20 gün boyunca özgürlüğünden mahrum bırakmak.
Anayasa Mahkemesi, bu uygulama ile "koruma tedbiri"nin, korunan kişinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde, korumaya çalıştığı durumdan daha ağır bir yıkım yarattığını fark etti. Bir başka deyişle, bir kişiyi kısıtlamanın meşruiyetini tartışmak için onun özgürlüğünü fiilen ve tamamen kısıtlamak, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan "Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı" ile doğrudan çelişiyordu.
AYM'nin "Ehliyet Sınırı" Vurgusu
AYM, bu kararıyla sağlık kurumlarının "rapor tanzim etme" yetkisini, temel hak ve özgürlükleri sınırsızca askıya alabilme yetkisine dönüştüremeyeceğini tescilledi. Kararın özü, uzmanların veya Adli Tıp heyetlerinin tıbbi kanaatlerinin, hukuki bir "yargı kararı" veya "hüküm" yerine geçemeyeceği gerçeğine dayanır.
AYM, hukuk devletinde sağlık heyet raporu oluşturmak üzere "her yöntemin meşru olduğu" görüşünü reddetti. Mahkeme, usulüne uygun rapor alma ihtiyacının, kişiyi "tutuklu" gibi bir muameleye maruz bırakmak için yeterli bir dayanak oluşturamayacağını belirtti. Bu, adli sicili temiz, günlük ve akademik hayatı aktif bireyler için uygulanan "zorunlu yatış" prosedürünün, orantısızlık ve ölçülülük ilkelerini ihlal ettiğinin en net ilanıydı.
En önemlisi bu post da anlatılan Türkiye devlet hastanelerinin gün yüzü görmemiş işkencelerine, iftira delil üretmek için yatılı gözlem güvensiz ortamlarına çomak sokmaktı.
Ama bu AYM karara rağmen, Istanbul Anadolu 2 ci Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet hakimi Alihan Özıspartalı yine 22.06.2025 AdliTıp Kurumu tarihli işkenceye randevu, 20 gün süreli yatışlı gözlem kararı vermiştir, hatta denetim makamı denen vesayet davası ilgili asliye hukuk makamı da 20 gün yatış gözlemine şimdilik onay vermiş veya sus görünmektedir, veya AYM kararın ihlali henüz dökümlenememiştir. Herşey ne kadar ortadadır.
a- Türkiye vesayet davaları miras sahibi bayanların mirasını gasp etme kötü niyetli vesayet hakimlerle doludur.
b- Bu vesayet hakimleri şarlatan devlet hastanesi psikologların, tus soru çalıp sağlık bakanı uzmanı olmuş uzmanların iftira raporlarına baskı oluşturmakta, devlet içi çete el ele hırsızlık yapmaktadır.
c- İstanbul Adli Tıp Kurumu, hakime baskı yapıp, elde bu kişinin parasını gasp edecek iftira delil için 20 gün yatış emri lazımdır haber yollamaktadır. Adli-Tıp yatış gözlemin ne karanlık işkence dolu olduğunu burada yazdık- https://humantranslator.blogspot.com/2026/06/yapay-zeka-yazd-turkiyenin-iskenceleri.html -Vesayet hakimi, dünya başarılı hatta dava iftiraları devam ederken 5000 dolar burs kazanıp, bilgisayar bilimlerinde ikinci anadal derece alan, evden online bilgisayer bilimleri iş bulan bu emekli 64 yaşında dünya sağlık alanı otoritesi insana kıçından yatış kararı çıkarmıştır. Hatta en önemli kanun otoritesi AYM içtihak için onlar osurdu ima etmiştir. Kanun bile dinlemeyen vesayet hakimleri.
Bunlar yumurta-tavuk ilişkisi oyunu oynarlar. Türkiye ayrıca bu işkenceci tus soru hırsızlıkla ancak psikiyatri uzman olmuş beyaz önlüklüleri tüm dünyaya bilgili sağlık bakanlığı uzmanı lanse etmiştir. O nedenle Türkiye punitive pschiatry karanlık dünyası fraud-TUS sınavlılar arkasında ve propagandasında dünya gündemine düşmemiştir. Özellikle psikiyatri uzmanları istisnasız soru hırsızlığı ile TUS Uzman olmuşlardır, daha o sınavda ahlaksızlıkları ile ön planda ve gaspçı hakimlere uyacak olduğu bellidir ve amaç vesayet dava çeteyi sağlamlaştırmaktır. Bunlar fakir hastaları genelde vesayet davaya maruz bırakmazlar. Hedefleri zenginlerdir. Fakir ve saldırgan olan hastalar ise, o 20 gün yatış gözlemde, masum, değerli bilim insanlarına burada yazan işkenceleri yapsın diye Türkiye devlet hastanelerdedir. İnsanın anlatırken bile midesini bulandıran, içini ürperten bu iğrençlik, devlet hastanesi başhekimi, fraud-TUS sınavlı uzmanlarca tezgahlanan kumpaslardır.
20 gün yatışlı gözlem bir tesadüf değildir, 20 gün yatışlı gözlem işkenceye randevudur, orada o kişiye burada anlatılan her tür kumpas tuzak vardır.
Hani ne olurki, git de seni sağlığını yatışlı gözlesinler diyenler hastanelerin gece uykuyu bahane nasıl değerli sağlıklı bilimciye saldırılacak tahmin edemiyorlar. Ayrıca adli sicili temiz birini kehanetlerle suçluyorlar.
Türkiye iğrenç dolandırıcı soru hırsızı tus uzman psikiyatrislerin, başhekimlerin yönetiminde dünyanın nadir yerlerinde görülen işkenceleri tedavi tetkik adına yapan bir ülke olmuştur.
Hukukta Yeni Bir Dönem: "Birey Dosyadan Büyüktür"
AYM’nin 2023/76 sayılı kararı, vesayet yargılamasında "dosya odaklı" değil, "insan hakları odaklı" bir bakış açısına geçilmesi gerektiğini haykırıyor. Mahkeme, bir kişi hakkında karar verilirken, onun bireysel özellikleri, mesleki konumu ve yaşam biçiminin göz ardı edilerek "matbu prosedürler" (zorunlu yatışlar) uygulanmasının hukuki güvenlik hakkını zedelediğini vurguladı.
Bu karar, uzun yıllar boyunca "Adli Tıp yatış dedi, o halde yatmalı" şeklindeki mekanik ve sorgulanamaz bürokratik şablonun yıkıldığı noktadır. Hukuk sistemi artık şunu kabul etmek zorundadır: Hiçbir usuli işlem, Anayasa ile korunan birey özgürlüğünden daha kıymetli değildir.
Sonuç olarak, AYM'nin 2023/76 sayılı kararı, yargı organlarına şu net mesajı vermiştir: "Rapor almak istiyorsanız, bunu kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakmadan, daha hafif ve anayasaya yaraşır yöntemlerle, günübirlik heyet raporla yapın." Bu karar, vesayet hukukunun "cezalandırıcı" bir infaz aracına dönüşmesini engelleyen en güçlü kalkanımızdır. Hukuk, kehanetler ve mekanik prosedürler üzerine değil; ölçülülük ve insan yüksek onuru üzerine kurulmalıdır.
Bu anayasal hak gaspçı vesayet dava hakimleri ve işkenceci Türkiye devlet hastanelerinin el ele değerli bilim insanlarına delil üretmek için hastanelerde bizzat başhekimin, tüm hastanenin kumpası ile düzenlenen kurgu ortama sokmayı engellemeye çalışmıştır. Bu içtihak olmadan önce bilim insanları 20 gün yatışlı gözlem diye delil üretmek için yatırılmış, giysileri çamaşırları çorapları, ayakkabıları başhekimin kurgusu ile o hastanede yırtılmış, çalınmış, o 20 gün işte o kişiyi işkencelerle korumasız gözlemde hasta yapmıştır. Türkiye geriye dönük bu 20 gün yatışlı gözlemin binlerce kişiyi mağdur ettiğini bulup tazminat ödemelidir.
Türkiyenin adli tıp bağlantılı tüm devlet hastane başhekimleri bu 20 gün gözlem yatışı 2023 karara rağmen, 2026 da yine yaparlarsa, bu anayasal altı çizilmiş hakkı tekrar çiğnedikleri ile ceza almalıdırlar. 20 gün gözlem için adli sicili temiz birinin bahsi geçen işkencelerle bizzat türkiye devlet hastaneleri tarafından sağlığından edilip, delil için, işkence için anyasaya aykırı 20 gün yatılı hastane gözlemde tutulması hukuk dışıdır, bunu yapan tüm başhekim ve hastane personeli cezalandırılmalıdır. Anayasa mahkemesi osurmuyoır, kanun yapmış, ona rağmen işkenceci türkye devlet hastane idarecileri sağlam bilim insanlarına adli sicili temiz insanlara 20 gün gözlem yatış dayatıyor. Bu kişiler başhekim, hastane yönetici değil, işkenceci başıdır. Özellikle Bakırköy devlet hastane başhekimleri işkence organize eden 20 gün yatışlı gözlem işlemleri için kasten yaralamaya teşebbüs, eziyet suçalarından savcılıkça suçlanmalıdır.