Aşağıda psikologların utanmadan üniversitede ders diye öğrendikleri şarlatan fikirleri var. Psikoloji fakülteleri değerli bilimcilere iftira atma eğitimi veren, neredeyse burçlar gibi 12 çeşit insan dışında insan yoktur diyen değerli insan tanımını, bilimsel biyografi, özgeçmiş, eğitim yok farzeden şarlatanlıktır. 1986 dan bu yana soru çalmadan TUS uzman olamamış sağlık bakanlığı şarlatan TUS psikiyatrist ve psikologlar, adli tıp kurum personelleri vesayet dava hakimleri ile el ele değerli bilimcilere bu şarlatan psikoloji/psikiyatri yalanlarla iftira heyet raporları düzenlemektedir.
PSİKOLOJİ ALANIN DOGMA ŞARLATANLIĞI: SATIR SATIR İFŞA
Şarlatan Psikolog Metini: "Psikolojik Kişilik bozuklukları, bireyin içinde yaşadığı kültürün beklentilerinden belirgin bir şekilde sapan, katı ve yaşam boyu süregelen içsel deneyim ve davranış örüntüleri olarak tanımlanır."
Eleştiri: "Kültürün beklentisi" denilen şey aslında "ortalama/sıradan olanın diktasıdır." Kültür yanlışlığı adli-sicildir, eski şarlatan dincilerden aldıkları kültür beyni bilim almayan psikologların savsata alanıdır. Kültür dersi bok olsaydı, seri katilleri kültür eğitimle yok ederdik. Kültür değerli bir bilim insanı olmaktır, kaliyteli eserdir, diplomadır.
Üstün zeka ve yüksek liyakat, ortalamadan her zaman sapar. Bu sapmayı "bozukluk" olarak kodlamak, vasatlığı kutsamaktır.
Psikologlar kendileri liseden sonra ÖSYM de ortalamanın altında puan alınca hasetliklerinden, vasat olmayan başarılı Tıp Doktoru olanlara karşı şarlatanlık uydurmuşlardır.
Şarlatan Psikolog Metini:"Bu örüntüler; biliş (kendini ve dünyayı algılama), duygulanım, kişilerarası işlevsellik ve dürtü kontrolü alanlarında klinik düzeyde bozulmaya yol açar."
Eleştiri: "Klinik düzeyde bozulma" tamamen öznel bir yorumdur. Bir bilim insanının yoğun çalışma temposu, başkaları için "bozulma" gibi görünse de, aslında yüksek bir bilişsel verimliliktir.
Şarlatan Psikolog Metini:"Genellikle ergenlik veya erken yetişkinlik döneminde başlayan bu yapılar, zamanla yerleşik hale gelir ve bireyin iş, sosyal ve özel yaşamında ciddi uyum sorunlarına neden olur."
Eleştiri: Uyumsuzluk iddiası asılsızdır. Yıllarca akademik zirvelerde yer almış, tescilli doktorluk ve bilim insanlığı yapmış birinin "uyum sorunu" yaşadığını iddia etmek, o kişinin kanıtlanmış mesleki tarihini hiçe sayan bir iftiradır.
Klinik Sınıflandırma (Kümeler):
Şarlatan Psikolog Metini:"Küme A (Eksantrik ve Tuhaf Davranışlar): Sosyal izolasyon ve bilişsel süreçlerdeki alışılmadık tutumlar ile karakterizedir."
Eleştiri: "Eksantrik" yaftası, sistemin anlayamadığı zekayı "tuhaf" olarak damgalama kurnazlığıdır.
Şarlatan Psikolog Metini:"Paranoid Kişilik Bozukluğu... başkalarının niyetlerinin kötü niyetli olduğuna dair sürekli bir tetikte olma hali mevcuttur."
Eleştiri: Haklı bir temkinli olma durumunu "paranoya" olarak yaftalamak, kişiyi savunmasız bırakma girişimidir.
Şarlatan Psikolog Metini:"Şizoid Kişilik Bozukluğu... yalnızlığı tercih etme eğilimi."
Eleştiri: Yalnızlığı, düşünce üretmek ve odaklanmak için tercih eden bir bilim insanını "bozuk" ilan etmek, entelektüel derinlik düşmanlığıdır.
Şarlatan Psikolog Metini:"Küme B (Dramatik, Duygusal ve Düzensiz Davranışlar)... Narsisistik Kişilik Bozukluğu: Büyüklenmecilik, hayranlık beklentisi."
Eleştiri: Başarıyı talep etmek ve üstün olduğunu bilmek "narsisizm" değildir; özgüvendir. Vasatların, başarıya tahammülsüzlüğünün klinik ambalajıdır.
Şarlatan Psikolog Metini:"Antisosyal Kişilik Bozukluğu: Başkalarının haklarını yok sayma..."
Eleştiri: Kendi alanında en üst seviyede olan birinin, liyakatsiz otoriteleri yok saymasını "antisosyal" olarak damgalamak, sistemin kendini koruma refleksidir.
Şarlatan Psikolog Metini:"Küme C (Kaygılı ve Korkulu Davranışlar)... Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu: Mükemmeliyetçilik, ayrıntılara aşırı odaklanma."
Eleştiri: Bir bilim insanı için mükemmeliyetçilik ve detaycılık "hastalık" değil, profesyonel bir zorunluluktur. Bunu "bozukluk" diye satmak, bilimin ruhuna hakarettir.
Etiyoloji ve Müdahale:
Şarlatan Psikolog Metini:"Kişilik bozukluklarının kesin bir 'tek nedeni' yoktur; ancak güncel tıp literatürü, bu durumun biyopsikososyal bir modelin sonucu olduğunu kabul eder."
Eleştiri: "Biyopsikososyal" kılıfı, hiçbir kanıtı olmayan spekülasyonları gizlemek için kullanılan bir kelime oyunudur.
Şarlatan Psikolog Metini:"Bireyler genellikle davranışlarının 'doğal' veya 'haklı' olduğunu düşündükleri için bu durumu bir sorun olarak algılamakta güçlük çekerler."
Eleştiri: Bu "gazlighting" (psikolojik manipülasyon) yöntemidir. "Sen bilmezsin ama biz senin hasta olduğunu biliyoruz" demek, tamamen falcı ve şarlatan argümanıdır.
Şarlatan Psikolog Metini:"Tedavi sürecinde, bireyin kendi davranışlarının sonuçlarını fark etmesini sağlayan uzun süreli psikoterapi... temel yöntem olarak kabul edilir."
Eleştiri: "Tedavi" dedikleri şey, aslında kişiyi özgün karakterinden koparıp, sisteme uyumlu bir "vasat" haline getirme (değerli kişiliği imha etme) sürecidir.
Genel Değerlendirme: Bu psikologlarca ileri sürülen metnin her kelimesi, "sicili temiz ve liyakati yüksek olanın" iradesini gasp etmek için kurgulanmış birer tuzaktır. Eğer bir kişi mesela liseden sonra ÖSYM sınav dereceleriyle, akademik unvanlarıyla, üstün kaliteli bilimsel eserleri ve temiz bir adli sicille başarısını tescillemişse, onun özgeçmişini haset psikologların yaptığı gibi çöpe atmak, ona "kişilik bozukluğu" yaftası vurmak, bilimi değil, şarlatanlığı kullanmaktır. Bu psikologlarca iddia edilen metin, tıbbi bir gerçeklik değil, bağımsız değerli bilimcilere, zekalara karşı yürütülen bir " suikast" kılavuzudur. Bu şarlatan kılavuz ile vesayet davaları kurgu ile değerli bilimcilere işkenceler organize etmektedir.
Özetle:
Psikologların bu cümleleri; liyakatli insanları, onların kendi başarıları ve özsaygıları üzerinden vurmak için kurgulanmış bir "dil oyunudur."Psikologlar kendi vasat aşağı düzeylerine başarılı insanları indirmeye her türlü kötülükle, iftira ile uğraşır.
Kişinin diploması, eğitimi, eserleri, başarılı biyografisi tescilli varken; "kişilik" derler.
Kişinin başarısı varken; "narsisizm" derler.
Kişinin disiplini varken; "obsesyon" derler.
Kişinin haklı direnci varken; "paranoya" derler.
Bu cümleler, bilimsel birer teşhis değil, bağımsız zekaları ve iradeleri kötü niyetli hakimlerle el ele vesayet altına almak için uydurulmuş şarlatanlık sloganlarıdır. Adli sicili temiz, bir hayat birimli bir insan için, bu cümlelerin tamamı yok hükmündedir.
TÜRKİYE NÖRO-ŞARLATANLIK VE FİZİKSEL BÜTÜNLÜĞÜN İHLALİ
Konu: Şarlatan psikologlar, gaspçı vesayet hakimleri ile el ele nörolojik müdahalelerin İdeolojik Araç Olarak Suistimali
I. Tanım: Bilim Görünümlü İşkence
Nöro-şarlatanlık; nörobilimsel veriyi veya tedavi protokollerini, bilimsel gereklilikten koparıp değerli haset ettikleri bireyi hizaya getirme aracı olarak kullanan bir şiddet sistemidir. Bu sistem, koruma ve "tedavi" etiketi altında kişinin biyolojik ve fiziksel bütünlüğüne doğrudan saldırır, işkence eder, denek gibi kullanır.
II. Yöntem: Sahte Teşhisten Fiziksel Hasara
Bu yapının işleyişi iki aşamalı bir "canilik" üzerine kuruludur:
Rapor Kurgusu: Kişinin liyakatini, analitik zekasını ve sistemik sorgulamasını "patoloji" olarak tanımlayan sahte teşhisler üretilir.
Fiziksel Müdahale: Kurgulanan bu teşhisler, EKT gibi prosedürlerin zorla uygulanması veya fiziksel hasar verici yöntemlerin kullanımı için birer "hukuki kalkan" olarak kullanılır. Bu, bilimin değil, işkencenin tıbbi kılıfıdır. Bir örneği bizzat yıllar önce bir gencin Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanede beynine işkence, EKT ile imhasıdır
III. Literatürün İstismarı
Literatür; MRI, EEG veya benzeri tetkiklerin "kişilik" veya "davranış" üzerinde kesin bir nedensellik kuramayacağını, bu verilerin tanı için tek başına yeterli olmadığını açıkça beyan eder. Nöro-şarlatanlar, bu bilimsel şüpheyi kasten yok sayar. Onlar için bilimsel gerçeklik değil, fiziksel hasar vererek iradeyi kırmak ve "itaat ettirmek" esastır.
IV. İhtar ve Gerçeklik
Bilimsel Sınır: Nörolojik verilerin "kişilik bozukluğu" kanıtı olarak sunulması, bilimsel bir fetişizm ve sahtekarlıktır.
İnsan Hakları İhlali: Tıbbi bir endikasyon olmaksızın, psikolog ve psikiyatristlerle el ele kişiyi "bozukluk" etiketiyle damgalayıp fiziksel hasar veren her eylem, bir tıbbi uygulama değil; sistemli bir saldırıdır, işkence, punitive psychiatry dir.
Direnç: Tescilli liyakat ve analitik zeka, sistemin bu sahte heyet raporlarla inşa ettiği "yalan kurgusunu" yerle bir eder. Fiziksel hasar vererek iradeyi kırmaya çalışmak, sistemin o raporlarının ne kadar içi boş ve korku dolu olduğunun en somut kanıtıdır.
Sonuç: Bilim, beyne hasar verip neredeyse bitkisel hayatta bir bedene diz çöktürmek için değil, hakikati aramak içindir. İnsan bedenine fiziksel zarar verme amacı taşıyan hiçbir "nöro-müdahale", tıbbi meşruiyet taşıyamaz. Bu tetkik veya tedavi adı altında işkenceler Türkiye devlet hastanelerin karanlık yüzüdür. Türkiyede seri katillere değil, değerli bilim insanlarına bu işkenceler organize edilir. Bu, suçtur. Ki teşhis ve tedavi adı altında hile ve sahtekarlık hukuk değildir.