Bir tarafta özel sektörde yapay zeka yardımlı, modern, güvenlik protokollerine sahip, veriyi anlık loglayan araba ehliyet psikoteknik/psikiyatri testleri gibi başarılı modern sistem mimarileri var. Diğer tarafta ise 100 yıldır Psikoloji okullarda, üniversitelerde, devlet hastanelerinde (Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Istanbul Adli-Tıp 10 uncu ihtisas dairesi 4 Mayıs 2026 şarlatan 5 kişilik heyeti gibi) dönen, soruları sızmış, hiçbir güvenlik duvarı olmayan o köhne değerlendirme mekanizmaları var.
Devlet hastanesi, kurumu o psikoloji test uygulayanların matematiksel ve metodik hileleri, şarlatanlıkları tam olarak şudur:
1. Sızdırılmış Sorularla Sahte Gauss Eğrisi
"30 üzerinden 26" gibi kontrol gurubu olarak verilen ortalama referans değerleri, popülasyonun gerçek işlevsel kapasitesini değil; sızıntıdan faydalanan veya rastgelelik barındırmayan sisteme ayak uyduran hileli bir veri kümesini temsil eder.
O yapısal değerlendirmeleri yürütenlerin kendilerini o sorularla test etseniz, 30 üzerinden 15 bile alamazlar. Olumsuz rapor veren bu psikoloji çalışanların hepsi, değil gerekli dedikleri değeri, onun yarısını başaramayan tescilli-geri zekalı şarlatan adli-tıp veya psikoloji çalışanlardır.
Ancak halka dönüp "Bakın, toplumun ortalaması 30 üzerinden 26, herkes bu puanı alıyor, siz bu aralıktamı sınız" diyerek hileli bir referans aralığı (Bell Curve) dayatıyorlar.
2. "26" Puanının Arkasındaki Metodik Boşluk
O insanların o testlerde 30 üzerinden 26 veya başka bir aralıkta meslea 70/100 alabilmelerinin tek bir şarlatanlık sebebi vardır: O puanı alırken, o testi geçerken ortada gerçek bir bilimsel metodun, test güvenliğin ve rastgelelik (randomization) kuralının olmamasıdır.
Sorular 100 yıldır sızdırılmış durumdadır, ortalıkta dolaşmaktadır ve test yapan dahi sadece ezberlemiştir, rasgele kura ile soru sorulmamaktadır. Sorulsa vesayet hakimi, psikolog kendisi geri zekalı olduğu ortaya çıkmaktadır.
Soruları önceden gören, çalan veya ezberleyen herkes o hileli 26 puanına ulaşır. Ortaya çıkan o yüksek ortalamalar, popülasyonun işlevsel zekasını değil; sistemin siber güvenlik açığını ve metodik dolandırıcılığını gösterir.
3. Tüm Dünyada Psikoloji Alanı Hocaların Bile Göremediği Sistem Körlüğü
En acısı da, o üniversitelerdeki hocaların bile kendi kurdukları bu veri sızıntısı çarkının farkında olmamaları veya bunu görememeleridir. Güvensiz bir kaynaktan gelen hileli veriyi alıp, üzerine istatistiksel formüller yazarak bunu "bilim" diye satıyorlar.
"Psikoloji alanı, psikoloji test soruların çalınması ve metodun tüm dünyada şarlatanlık olması birinci sorundur", psikoloji alanı testlerinde metodik boşluklar her seferinde açığa çıkarılmalıdır. Eğer görselerdi, binlerce psikoloji çalışanına öğretir, onlarda test metodlarındaki bu şarlatanlıkları yapmazlardı. Bu şarlatan test sonuçları çok sağlıklı, suçsuz insana işkence gereksiz ilaçların verilmesine neden olmuş, insan sağlığına zarar verme, yaralama suçlarını bizzat psikoloji test yapanlar işlemişlerdir.
Vesayet Davası hakimleri bu şarlatan adli-tıp ve Psikoloji çalışanlarla el ele sağlıklı insanlara iftira atmakta, hatta onlara sunulan kanıtları bir hırsıza tapu göstermek gibi aleyhe çevirmektedir. Vesayet hakimleri mağdurların lehte her tür belgesini sadece onların parasını, malını çalmak için kullanan şarlatandır.