Türkiye’de Punitif Psikiyatri ve Sağlık Bilimlerinin Kötüye Kullanımı
Giriş
Türkiye İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun, psikiyatristlerin ve psikoloji çalışanlarının bilimsel geçerlilikten (validity) yoksun bir şekilde değerli bilim insanlarının, bireylerin fiziksel güvenliğine doğrudan müdahale etmesi, basit bir “klinik hata” değil, planlı bir fiziksel şiddet (physical harm) uygulamasıdır. Bu süreç, uluslararası literatürde sağlık bilimlerinin bir “imha” aracına dönüştürülmesi olarak değerlendirilmiştir.
1. Metodolojik Yıkım ve Bilimsel Geçersizlik
Adli süreçlerdeki “tutarsızlık” aslında sistematik bir tercihtir. Kendileri bilim dışı olan bu devlet hastaneleri personeli kişiler, değerli bilim insanlarına tutarsızdır diyerek keyfi iftiralar uyduran şarlatanlardır. Istanbul Adli Tıp, Kartal Devlet Hastanesi, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları gibi kurumların, sağlıklı kişilere bu kişi paranoyo, psikoz, tutarsız derken, kanunları, referans yayınları ve metodolojik standartları yoktur. Türkiye devlet hastanelerinde vesayet davaları ile çalışan psikiyatri personelleri tarihin en büyük şarlatanlarıdır. National Research Council (2009), adli bilimlerin temelden yoksun olduğunu ve bu belirsizliğin kurumların keyfi güç kullanmasına olanak tanıdığını vurgular. Ölçülebilir parametreleri olmayan bir sistemde her “teşhis” veya “rapor”, aslında birer fiziksel saldırı komutuna dönüşmektedir.
2. Punitif (Cezalandırıcı) Şiddet
Dünya Tabipler Birliği’nin Declaration of Tokyo (1975) metni, hekimlerin veya tıbbi kurumların devletin baskı aygıtı hâline gelmesini ve fiziksel bütünlüğe kastetmesini yasaklar. Ancak Türkiye’de uygulanan punitif psikiyatri, etik ilke olan primum non nocere (öncelikle zarar verme) kuralını yok sayarak bireyi keyfi “terbiye etmek” veya “imha etmek” için vesayet davalarıyla entegre biçimde çalışmaktadır.
3. Kurumsal İhanet ve Fiziksel Saldırı
Lifton (2000), devlet sağlık kurumlarının nasıl “sağlık bilimlerini kötüye kullanarak öldürme” ve “fiziksel zarar” mekanizmalarına dönüştüğünü ayrıntılı biçimde analiz eder. Eğer bir kurum başarıyı, akademik üretimi ve başarılı bir ömrün özgeçmişini görmezden gelip fiziksel müdahalelerle bireyin yaşamını kısıtlıyorsa, o kurum artık bir “sağlık merkezi” değil, bir “baskı ve tasfiye suç merkezi”dir.
Türkiye’deki Erenköy Devlet Hastanesi, Kartal Devlet Hastanesi ve Adli Hekimlik Kurumu 10. İhtisas Dairesi; keyfi, tutarsız ve iftira niteliğindeki raporlarla sağlıklı insanları zorla yatırarak işkenceye maruz bırakmaktadır. Bu kurumlar, tarihin en büyük işkence merkezleri olarak tanımlanabilir.
Sağlıklı bireylerin İstanbul Adli Tıp 4 üncü İhtisas Dairesi Gözlem Dairesi’ndeki gözlem yatışlarının amacı, kişinin fizyolojisine uymayan ortamlarda bireyi günlerce tutmaktır. Örneğin üşüme, battaniye ihtiyacının karşılanmaması gibi durumlar doğrudan fiziksel şiddet niteliği taşır; bu şekilde bireyler bizzat kurum tarafından orada hasta edilmekte ve işkenceye maruz bırakılmaktadır. Sağlıklı kişilerin bu şidete savunmasız kalıp ölüme itileceği kesindir. Bu ATK gözlem dairesinde amaç kişiyi susturma ve imhadır, iftira atmaya zemin hazırlamaktır. Amaç kişiye aksine zarar verip kurguladıkları hastalıkları o kişide zarar oluşturma ortamı yaratmaktır. ATK 4 üncü gözlem daire birimi sadece bir işkence birimidir, dayanakları olmadan insanlara sen tutarsızsın, iftira atma yeridir. Psikologlar, adli psikiyatri personeli şarlatandır, değerli sağlıklı bilim insanlarını kıskanıp, onlara iftiralarla bu gözlem birimde işkence altında, bireysel fizyoloji ihlal ederek onları hastalığa itmektir.
Türkiye’de Adli Hekimlik Kurumu, Kartal Devlet Hastanesi ve Erenköy Devlet Hastanesi, son yüzyılın en büyük punitif (cezalandırıcı) psikiyatri işkence merkezleri olarak değerlendirilebilir.
4. Etik ve Hukuki İhlal
American Medical Association (2018), hekimin rolünün hukukun zorlayıcı kararlarının bir uzantısı olamayacağını ve hekimlik yetkilerinin baskı amacıyla kullanılamayacağını belirtir. Mevcut uygulamalar, evrensel etik kodların ihlali ve açık bir anayasal suç niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
- American Medical Association. (2018). Code of medical ethics: Opinion 9.1.2 - Physician involvement in law enforcement.
- Lifton, R. J. (2000). The Nazi doctors: Medical killing and the psychology of genocide. Basic Books.
- National Research Council. (2009). Strengthening forensic science in the United States: A path forward. The National Academies Press. https://doi.org/10.17226/12589
- World Medical Association. (1975). Declaration of Tokyo: Guidelines for physicians concerning torture and other cruel, inhuman or degrading treatment or punishment in relation to detention and imprisonment.