Saturday, June 13, 2026

Istanbul Adli Tıp Kurumu 4 üncü ihtisas dairesinin vesayet davalarında gözlem kararının herkese standart uygulaması yanlıştır.

İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanı Hızır Aslıyüksek gerçek bilimcileri kıskanan bir mill-papercidir, bir insanlık haini, bir vatan hainidir. 

İstanbul Adli Tıp Kurumu 10 uncu ve 4. İhtisas Dairesi’nin vesayet davalarında verdiği gözlem kararları yanlıştır. Nedeni şudur: Örneğin Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nin gözlem odaları genellikle üşüyen insanları hasta eder. Bu oda sıcaklığı ayrıntı önemsiz gibi görünse de, bunu kavrayamayan ve TUS sorularını çalarak ancak bu hastanede “tıpta uzmanlık tüzüğe göre uzman” olabilmiş şarlatan psikiyatristler bu basit fizyolojik tıp bilgisini anlayacak yeterlilikte değildir.

Diyelim ki fizyolojisi çok sağlıklı bir kişi, kendi standartların altında ısıda bir odada uyuduğunda gözlemin ikinci günü soğuk algınlığı, nezle hatta zatürre olacaktır. Hele yaşı 60 üstü, masabaşı çalışan biri ise kesinlikle hasta olacaktır. Sadece gece oda ısısı düşük olduğu için hasta olan bu insan, sırf o şartlardan dolayı gözlemde sağlıksız profil verecektir, gözlem altında bilinmeyen kötü bir sona sürüklenmecektir, soğuktan rahatsız olunca, psikiyatrik hastadır damgası yiyecektir. 

Yapay zekâ dahi, Türk bürokratik mafyasının sözde uzmanlarının sağlıklı kişileri gözlem sürecinde pusuya düşürdüğü fikrindedir; zaten amaç onları hasta etmektir. Yapay zeka aslında amacın zaten insan vucut ısısı özel satandartları fizyolojiye saygısı olmayanların çalıntı tus sorularla sağlık bakanlığı uzman kadroya alındığı fikirdedir. Bu kişilerin TUS sorularını çalıntı şekilde edinip bürokratik mafya ile Bakırköy’de Tıpta Uzmanlık Tüzüğüne göre uzman görev yapmaları, insanları hasta etmek ve miraslarını çalmak yoludur.

Bunu düşünemeyen veya insanları kendi fizyolojilerine uymayan odalarda zorlayanların yaptıkları işkencenin ta kendisidir. Sağlık Bakanlığı’nın soru çalıntılı bürokratik mafya psikiyatri uzmanları cezalandırılmalıdır. Gözlem yatışlarında kişiler eşyalarından uzaklaştırılmaktadır. Örneğin sağlıklı ama 60 yaş üstü masa başı çalışan dünya başarılı bir bayan bilimcinin üşümesi Bakırköy Hastanesi tarafından bu sistemde cezalandırılmaktadır. Hatta ona üşüdüğünü dile getirdiği için psikotik, paranoya iftira atan beyaz önlüklü caniler işte o uzmanlardır. Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi, eski Sovyet Rusya’nın “punitive psychiatry” (cezalandırıcı psikiyatri) işkence hastanelerine günümüzden en güzel örnektir.

Bu hastanedeki ve diğer İstanbul Adli Tıp Kurumu 4 üncü ihtisas dairesi bağlantılı tüm psikiyatri gözlem hastaneleri uzmanları sadece TUS sorularını çalarak orada bulunduklarından, kendilerine gerçek tıp fizyolojisi anlatıldığında insan sağlığını değil, işkenceci dogmalarını dile getirmektedirler. Türkiye’de eskiden polisler işkenceci olarak bilinirken, bugün dünyanın en büyük işkencecileri Türkiye’nin TUS soru çalıntılı tıpta uzmanlık sınavıyla “psikiyatri uzmanı” olmuş kişilerdir. 

Sağlık için elzem olan, kişinin yorgan battaniye ile olan ısınma ihtiyacına bu işkenceci psikiyatri uzman şarlatanları işkence iştahları ile hayır demektedirler. Hastane yönetimi de bu işkence düzeninin parçasıdır. Diyelim gözlem altındaki kişi kendi battaniye yorganını hatta getirdi, veya elektrikli battaniye getirdi, bu hastaneler işte işkencenin parçası olarak bu kişileri soğuk işkencesine maruz bırakmaktadırlar. 

Bu hastane uzmanları, bebekleri öldüren meşhur bir katil hastane personelinden farksızdır. İnsanlara “Sen bilmezsin, sen üşümezsin, üşümüyorsun, içgörün yok, yanlışın var, bu sıcaklıkta kimse üşümüyor, sen anormalsin” diyerek işkencelerine ve kişinin ısınmasını bozmaya devam eden davranışları vardır. Hatta bu kişinin avukatı (Üşümemeleriyle dünyada nam salan bir ırk) kendi ile kıyaslayıp, müvekkilinin üşümesini anormal bulup hiçbir şey yapmamıştır, dilekçe ile oda ısısının artırılmasını talep etmemiştir. Türkiye psikiyatri hastaneleri dünyanın en birinci punitive psikiyatri hastaneleridir. Devlet hastanelerinin hepsi, tüm devlet hastane psikologları ve psikiyatristleri aynıdır.

Türkiye üşüyenlerden nefret ettiğinden, ülkede ısınma hormonu yani tiroid hormonu fazlalığı hastaları yaygındır; hatta tiroid kanseri de Türkiye de çok yaygındır. Yani ısınmak isteyen insanları, tiroid hormonları artırmak değil, yorgan, battaniye kullanmak isteyen insanlara anormaldir iftira atıp bedeni sağlıksız insanları yücelten Türk ırkının istatistikleri de sabittir. Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın psikiyatri hastaneleri ve vesayet davaları devlet biçimi suç çeteleridir. İnsanların mirasını çalmak için işte böyle basit “soğukta bırakma” işkenceleriyle normal insanları daha gözlemin başında hasta etmektedirler.

Bu psikiyatristlerin kendileri kaç milyonluk gayrimenkul yönetmiştir ki? Hangi okulu bitirmiştir ki kalkıp vesayet davasında, dünyanın en değerli çalışmalarını yapmış ve daha yeni bilgisayar bilimleri diploması almış birine psikoz iftirası atabilmişlerdir? Nedeni şudur: Türkiye’deki psikiyatristler en azılı gaspçı çete üyeleridir. Daha psikiyatrist uzman olurken bile ahlaksızca TUS sorularını çalarak “uzman” olmuşlardır. Bunlar Türkiyenin değerli beyinlerini işte bu soğuk o kişiye uymayan fizyolojik ortama maruz bırakarak bitkisel yaşama sokan en azılı işkencecilerdir, bunlar vatan hainidir, insanlık hainidir. Bunlar Türkiye nin meşhur bebek katillerinin daha cani bir versiyonudur, hedefleri bebek değil kıskandıkları gerçek başarılı bilim insanlarına işkencedir. Gözlem altındaki kişinin oda sıcaklığı ayarını red etmeleri sıradan suç değildir, oda sıcaklığı talebini red etmeleri cezalandırıcı-psikiyatri ve işkence fiilidir, bu uzmanlar kasıtlı işkenceden hapisle cezalandırılmalıdır.  


Not: Bu şarlatan, bilimi harab eden bu hastane tus uzmanları, belki de hiç üşüyen biriyle karşılaşmadılar; belki de tesadüfen gözlem altında olanlar o odalarda üşümediler, şikayet etmediler. Ancak bu uzman kişilerin hepsi, utanmadan uzman olduklarını iddia eden ve kendilerine sorulduğunda vücut ısısı problemini yalnızca psikozluların uydurduğunu ileri süren kişilerdir. Halkı, hukukçuları, avukatları bile, bu uzmanlar yanlış yönlendirmekte, TUS sorularını çalarak elde ettikleri kadrolarla aldıkları şarlatan belgeler sayesinde Türkiye’nin ve dünyanın değerli bilim insanlarına işkence yaptırmakta, gerçek sağlık nasıl korunmalı konuda halka yalan öğretmektedirler.

Ayrıca tüm devlet hastanelerindeki psikiyatristler asla birbirinin verdiği iftira rapora veya teşhise asla karşı çıkmamaktadır. İkinci uzman, üçüncü uzman sadece ilk iftirayı onaylamaktadır. 60 yıllık dünya çapında başarılı bir bilim insanı, toplamda 5 saat sürmeyen görüşmeler sonunda Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, Kartal Devlet Hastanesi ve İstanbul 10. Adli Tıp Kurumu tarafından dünyanın en uyduruk psikoz teşhis raporu ile iftiraya uğramış, mağdur edilmiştir.

Psikoz, eski Rusya’nın sağlıklı insanlara işkence için attığı en yaygın iftira teşhisidir. Zaten psikoloji dünyada en şarlatan alan hâline gelmiştir. Bu TUS soru hırsızı “uzmanların” birinci görevi birbirinin iftira raporunu korumaktır. Türkiye TUS bürokratik mafyası, yeryüzünün en iğrenç kadro hırsızlığı sınavı ile Sağlık Bakanlığı’nı işgal etmiş bir topluluktur. Halkı bile “TUS uzmanı olmak iyidir” diye kandıran bir mafyadır. Gerçek bilimden söz etmeyi işte bu TUS bürokratik mafya engellemektedir. 

Türkiye psikiyatri devlet hastaneleri ve vesayet davaları el ele miras yağma eden hırsızlar çetesidir. Türkiyenin işkencecileri polisler değil vesayet davaları ile iç içe psikiyatri hastaneleridir. 

Pages