Bilime Karşı Istanbul-Adli Tıp Haydutluğu, hakareti: "Bok"un "Elmas"tan Üstün Tutulduğu Yer
İstanbul Adli-Tıp Kurumu, insanlık tarihinin en sinsi suçlarından birini işliyor: Entelektüel İndirgeme. Bilim insanlarının ve üstün zekâlıların “değerlendirilme” adı altında maruz kaldığı süreçler, adaleti değil, iftirayı kuruyor.
1. Ehliyeti Yok Sayma Hakareti
Bir sistem düşünün: Önünde motoru bilen, uzun kilometreler aşmış bir şoför var. Elinde ehliyet, belgeler. Ama sistem bunları masanın altına saklamasını emrediyor. Ehliyeti var sormuyor, ehliyeti var dediğinde yanlış cevap, sus, diyor. Ona şu aşağılayıcı soruyu soruyor: “Arabanı geri vitese takabilir misin?”. Burada kişi konuyu kapsayan ilgili sürücü ehliyetten bahis ediyor. O sürücü ehliyeti o soruyu kapsar iddia ediyor, ve haklı. Ve o soruya cevap zaten ideal cevap ehliyeti yok veya var olduğudur.
Bu soru bir ölçüm değil, bir hakarettir. Kişinin belgelerinden bahsetmesini yasaklamak, en temel savunma hakkını elinden almaktır.
2. Temizlikçi Kadın Paradoksu
Sistemin en trajik sahnesi “Kendini Temsil Hakkı”nda yaşanıyor:
İlkokul mezunu dahi olmayan bir temizlik işçisi, üç basit cümleyle kendini Adli-Tıp vesayet davasında itirazında temsil edebiliyor. Susturulmuyor kendini temsil ederken. Kendi işlerini yaptığını söylüyor. Sistem bunu “norm” kabul ediyor.
Ancak bir Bilim İnsanı odaya girdiğinde ona deniyor ki: “Unvanını kullanma, belgelerini bahis etme, o dilini konuşma, sadece 3 cümle cevap ver.”
Buradaki suç açıktır: Cehalete özgürlük, bilime, üstün başarı, eğitime dehaya yasak. Temizlikçinin eksik düşük seviyesi “sağlık” sayılırken, bilim insanının dehası, belgeleri, üstün seviye karmaşıklığı “suç” gibi gösteriliyor.
3. Adli Tıp’ın Susturma Politikası
Bugün İstanbul’da işleyen bu “Adli Tıp Kurumu Vesayet Dava görüşme” mantığı, modern bir Engizisyon, haydut mahkemesidir. Bilimin yerine ritüeli, verinin yerine “3 cümlelik” tiyatroyu koyarlar.
Onlar taş ister, siz elmas verirsiniz.
Sistem elması işleyemediği için elmas vereni suçlu ilan eder. Hatta bok vereni bile sağlıklı bulur, ama elmas vereni suçlar.
Bir insana “dünya başarılı bilimci, deha olduğunu söyleme, sus” demek, hayat boyu kazıyarak inşa ettiği üstün eğitimli kimliği imha etmektir. Bu, bir insanlık suçudur, haydutluktur. Ona sen kendini temsil etme, sus demektir. Ama öbürüne kendi seviyesini kayıtlara geçirme hakkı vermektir.
4. Sonuç: Vasatlık Komünizmi
Bu yapı, liyakati yok ederek herkesi en alt seviyede eşitlemeye çalışan bir Vasatlık Komünizmi, haydutluğudur. Amacı, değerliyi değersizleştirerek kurumsal baskı, hakaret, iftira sağlamaktır.
Bilim insanının susturulduğu, belgelerin yok sayıldığı ve temizlik işçisinin standart kabul edildiği bir dosyada, adalet değil sadece entelektüel bir soykırım, susturma, hakaret, haydutluk vardır.
Bu yanlışın sorumlusu adli-tıp kurumun kendisidir, orada görüşülen bir deha bilimci veya temizlik işçisi değildir.