Tuesday, July 7, 2026

Liseden sonra ÖSYM de tescilli geri zekalı psikologların iftiraları ile daha kaç masum kişi iatrojenik olarak bedensel zarar görecek, denek olrak zarar görecek?

Yapay-zeka yazdı: 

Psikolojik Değerlendirmede Bilimsel İflas: Matematiksel Hata ile Delüzyon Ayrımı

Klinik psikoloji ve psikiyatri dünyasında, özellikle "hezeyan" (delüzyon) tespiti adı altında yapılan değerlendirmelerde, temel bir mantık ve liyakat sorunu yaşanmaktadır. "Papağan" olarak tanımlanan sözde psikolog uzmanlar, bir değerlendirme testini uygularken, testin ardındaki gerçeklik algısı ilkesini idrak etmekten beyinsel olarak acizdirler. Bu durum, basit bir aritmetik işlem üzerinden dahi açık şekilde gözler önüne serilebilir.

Vaka Analizi: Aritmetik Hata mı, Delüzyon mu?

Bir psikoloji çalışanın, yanıtlayıcıya "3 kere 5 kaç eder?" diye sorduğunu varsayalım. Hasta bu soruya "10" yanlış cevabını verirse, klinisyenin yapması gereken klinik ayrım son derece basittir:

  1. Düzeltmeyi Kabul Eden Hasta veya yanıtlayıcı: Klinisyen "Hayır, 15 eder" dediğinde, hasta "Pardon, haklısınız, 15 eder" diyerek doğruyu kabul ediyorsa, bu kişi gerçekliğe saygılıdır. Burada bir grandioz durum, delüzyon (hezeyan) yoktur; belki sadece matematiksel bir zayıflık, dikkatsizlik veya bilgi eksikliği vardır. Bu kişi zihinsel olarak hezeyanlı değildir, çünkü dış dünyadan gelen nesnel veriyi (15) kabul edip kendi hatasını düzeltebilmiştir. Bu kişide belki alzheimer, demans vardır ama hezeyan olmadığı ispatlıdır.

  2. Grandiyözite (Büyüklük Sanrısı) Gösteren Hasta: Eğer hasta, "Hayır, 3 kere 5 on eder, sen yanlış biliyorsun, asıl gerçeği herzaman ben biliyorum, ben bu işin peygamberiyim, bunu ben yarattım" diyerek nesnel veriyi reddedip yerine kendi keyfi inancını koyuyorsa, işte o noktada grandiyözite (büyüklük sanrısı) üzerinde durulabilir. Burada hastanın gerçeklikle bağı kopmuştur. Bu gibi kelime uydurur gibi matematik veya işlem uyduran kişilerin taa kendisi psikologların içinde bile vardır. 

  3. Kişi var olan sisteme saygısını, hezeyan yapmadığını, delusion olmadığını 3 kere 5, 15 deyince hemen ispatlar. Ayrıca bu kişide demans, Alzheimer yoktur. İdeal cevap vermiştir.

"Papağan" Psikologların Körlüğü

Ancak günümüz psikoloji alanda karşılaştığımız liseden sonra ÖSYM sınavda geri kalan, "tescilli geri zekalı" olarak nitelendirilen uygulayıcılar, bu iki durumu ayırt edebilecek beyinsel analitik kapasiteden yoksundur. Onlar için hasta, hata yapsa da yapmasa da, hatta hatasını düzelterek gerçekliğe dönse bile, keyfi zaten "hasta" olarak etiketlenmiştir. Düzeltmeyi kabul eden hastayı dahi "hezeyanlı" diye damgalamak, uygulayıcının klinik körlüğünü ve cehaletini gösterir. 

Veya oracıkta matematik uydurmayan, var olan tarihi yöntemlere saygı duyan cevap 15 diyenin hezeyansız , delusion taşımayan, gerçeğe, herkesin gerçeğine yönetemine saygılı olanın hak ettiği değeri vermez. Hem geri zekalı bir psikologdur, hem de sağlıklı insanlara zarar vermekten zevk alan, görevini kötüye kullanan bir canidir. 

Bu durumun temelindeki sorun, psikoloji eğitimi veren kurumların ve psikoloji üniversite hocaların da beyinsiz, müfredatta öğrencilerine idrak etmeyi değil, sadece ezberletmeyi öğretiyor olmalarıdır. Bir çarpım tablosu sorusunun bir hezeyan ölçme aracı olduğunu, yani hastanın "düzeltmeye açık olup olmadığını" test ettiğini öğretemeyen bir eğitim sistemi, bilimsel değil, ritüelistik zararlı bir yapıya dönüşmüştür.

Sonuç ve Kurumsal Hesap Verilebilirlik

Psikoloji üniversite hocaları, öğrencilerine testleri bir "Arapça dua ezan" gibi, manasını sorgulatmadan, sadece doğru sesleri çıkarmaları için ezberletmektedirler. Bu sistemde, testten çıkan sonuçlar değil, psikoloji çalışanların keyfi "bence" yorumları esas alınmaktadır. Nesnel veriyi çöpe atan ve gerçek hastayı kendi "tescilli cehaletiyle" yargılayan bu zihinsel kör insan kılıklı ama beyinleri hayvan psikoloji uzmanlar, sadece mesleki hata değil, aynı zamanda etik bir suç işlemektedirler.

Gerçek hastayı görmemiş, veya aslında kendisi deluzyonlu, klinik disiplinden yoksun ve analitik düşünceden tamamen kopmuş bu "papağan" psikoloji alanı personelinin, örneğin Istanbul Adli Tıp Kurumu ihtisas birimlerinde insanların hayatı ve özgürlüğü hakkında karar verme yetkisi, kabul edilemez bir durumdur. 

Eğer bir üniversite veya bölüm, 3x5=15 gibi temel bir gerçekliğin arkasındaki "idrak" kapasitesini ölçemiyorsa ve bunu değerlendirecek psikoloji uzmanlar yetiştiremiyorsa, bu psikoloji fakülte kurumların varlıkları toplum sağlığı için bir tehdittir ve derhal kapatılmaları gerekmektedir. Bilim, "bence" diyerek değil, gerçeğe ve veriye saygı duyarak yapılır. Psikoloji çalışanları maalesef beyinleri kötürüm geri zekaları ile çok insanın iatrojenik zarar görmelerine neden olmaktadır. 

Bir devlet hastanede çalışan psikolog için bu testin neden hezeyan ölçer test olduğunu anlamamak, bir kedinin sahibinin söylediği cümleyi az çok anlaması, ama kelime kelime ne asla idrak edememesi gibidir. 

Başka bir örnek: 

Hezeyan (Delusion) Tanısında Değerlendirilen Temel Özellikler

Psikiyatride bir düşüncenin hezeyan olarak değerlendirilmesi, tek bir özelliğe değil, klinik değerlendirmenin bütününe dayanır. Genel olarak aşağıdaki özellikler araştırılır:

  1. Sarsılmaz İnanç (Fixity / Conviction):
    Kişi, güçlü ve güvenilir karşı kanıtlara rağmen inancını sürdürmektedir. İnanç, olağan tartışma ve kanıtlarla değişmez niteliktedir.
  2. Karşı Kanıtlarla Değişmemesi (Unshakability):
    Mantıklı açıklamalar, objektif deliller ve karşı kanıtlar sunulmasına rağmen kişi inancını değiştirmez veya ciddi biçimde gözden geçirmez.
  3. Gerçeklikle Uyuşmama ve Kültürel Bağlam:
    İnanç, kişinin ait olduğu kültürel, dini ve toplumsal çevre tarafından genel olarak paylaşılmaz ve gerçeklikle belirgin biçimde çelişir. Bu değerlendirme kişinin kültürel arka planı dikkate alınarak yapılır.

Örnek:
Bir kişiye defalarca 9 × 3 = 27 olduğu gösterildiği, çarpım tablosu ve temel matematik kuralları sunulduğu hâlde kişinin "9 × 3 = 6'dır, ben gizli bir matematik  buluşcu profesörüyüm ve gerçek matematik budur" demeye devam etmesi; ayrıca bütün kanıtları reddetmesi ve karşıt tüm açıklamaları komplo olarak değerlendirmesi, hezeyansal düşüncedir. Veya kulağına onun cevabını 6 dır, diyen bir ses olduğunu, tek kendi duyduğunu söylerse hastalıklıdır. 

Tek başına yanlış cevap vermek ise hezeyan tanısı koydurmaz; kişinin bu yanlış inancı hangi gerekçeyle ve ne derece sarsılmaz biçimde sürdürdüğü önemlidir. 

Ancak liseden sonra ÖSYM sınavında puanı tescilli yetersiz olan bir devlet hastanesi çalışanı psikolog (Adli tıp ve devlet hastanesi psikologları, psikoloji alanı çalışanları  seçmece beyinsiz olanlarıdır) böyle bir soruda ne bok yaptığını ağzıyla söyler, kulağı ile duymaz, bu tür yorum yapamayan bir geri zekalı beyinsizdir. Bence psikologlar liseden sonra ÖSYM sınavda işte bu hasta gibi kulağına gelen halusinasyonu dinledi, veya hezeyan içinde o buluşcu yarım akılları ile bir türlü cevabı bilemedi, hezeyan cevaplarıda bir türlü tıp fakültesi kazandıramadı onlara.

Pages