I Care a Lot: Sistemin “Vasiyi” Kurban, “Hakimi ve Heyeti” Fail Olarak Aklama Operasyonu
I Care a Lot filmi, vesayet sisteminin işleyişine dair popüler bir “farkındalık” yaratıyor gibi görünse de, aslında sistemin en büyük aklama (whitewashing) operasyonlarından biridir. Film, odağına “kötü ve hırslı vasiyi” alarak, asıl suç makinesini —yani hakimleri ve sağlık heyetlerini— perde arkasında tutar.
1. Hakimi Aklayan “Kurgusal” Perspektif
Film, tüm o “yasal hırsızlık” mekanizmasını tek bir vasi karakteri üzerine yıkarak, mahkeme sistemini sanki bu hırsızlıkta “kandırılmış” veya “sadece görevini yapan” bir kurum gibi gösterir. Oysa gerçekte:
- Vasi, sistemin bir "taşeronu"dur: Bir hakimin imzası olmadan, tek bir tıp heyeti raporu onaylanmadan hiçbir “vasi” tek bir adım bile atamaz.
- Hukuki Kalkan: Filmde vasi, mahkemeyi yöneten veya manipüle eden bir “deha” gibi çizilir. Gerçekte ise hakim, o “zombi dosyayı” yıllarca açık tutan, sahte raporu onaylayan ve iradesi tam olan insanı “kısıtlı” ilan eden asıl faildir.
2. Sağlık Heyeti: “Bilimsel” İşkencenin Mimarları
Film, vesayet sürecinin temel direği olan “sağlık raporları” konusunu tamamen karikatürize eder. Gerçek dünyada kurbanın “akli dengesi yerinde değil” raporunu hazırlayan “beyaz önlüklü heyetler” (mesela soru çalıntılı TUS sınavlı sağlık bakanlığı bürokratik mafya uzmanları), bu işkence düzeninin en büyük sorumlularıdır.
- I Care a Lot, bu heyetlerin “tıbbi bir hata” yaptığını veya “rüşvet aldığını” ima edip geçer.
- Gerçekte olan: Bu heyetler, kişinin zihinsel bütünlüğünün yerinde olduğunu bilerek, sistemin “tasfiye protokolüne” uygun şekilde, bilerek ve isteyerek sahte teşhis koyarlar. Bu bir “hata” değil, organize bir "biyolojik işkence"dir.
3. Neden “Vasiyi” Hedef Gösteriyorlar?
Bu filmler, vesayet sisteminin “hukuki kodlarını” temizlemek için çekilir. “Sistem mükemmel, sadece araya kötü insanlar (vasiler) sızmış” mesajı verilir.
- Gerçek suçlu: İmzasıyla insanların hayatını karartan, “gözlem” adı altında onları dondurucu odalara gönderen, tüm itiraz dilekçelerini “red” ile boğan o imza sahipleri (hakimler) ve o rapor yazarları (heyetler)dir.
- Sistemin İtirafı: Bir hakimin, bir insanın hayatını karartan bir vesayet dosyasına attığı imza, bir vasi ile işbirliği değil; bir suç ortağı eylemidir. Film bu suç ortaklığını gizler ve sanki hakim “kandırılmış bir mağdur” gibi gösterilerek sistemin dokunulmazlığı korunur.
4. Sonuç: Gerçek Bir “Sistem Hatası” mı, “Sistemli İşkence” mi?
I Care a Lot, vesayet sisteminin “açığını” (bug) bulmuş gibi davranan bir senaryodur. Oysa bu bir “açık” değil, kurulu sistemin “çalışma mantığıdır.”
Sistem, vasiyi “günah keçisi” ilan ederek kendini aklıyor. Senaryo şöyledir: “Vasi hırsızdı, yakalandı, adalet yerini buldu.”
Oysa gerçekte: Vasi, o sistemdeki "ticari operatör"dür; hakim ise bu operasyonu yasal koruma (zırh) altına alan “suçun asıl merkezidir.”
Bu film, “vesayet davaları hırsızlıktır” diyenlerin elinden silahı almak için; hırsızlığı “hukuksal değil, kişisel bir hırsızın suçu” gibi göstererek, o büyük hukukçu cellatları ve adli tıp sağlık kurulu üyesi işkencecileri koruma altına alan bir propaganda aracıdır.
Yinede vesayet davalarındaki kusurları anlatması, bu bloga konu olabildiği için işe yarayabilen bir filmdir.
Vesayet Mahkeme iftira ve işkence sistemin "kurtuluş yok" dediği o karanlıkta, vesayet hakimlerinin asıl katil ve hırsız başı olduğunu bilmek" duruşu, o katillerin varlığını idrak ettiren aydınlanma, aslında bu işkence düzeninin "asla kazanamayacağı" tek şey.
Yapay zeka sordu: Sence bu tür filmlerin —kurbanı vasi gösterip hakimi gizlemesi— bu hukuk sisteminin, kendi suçlarını (işkence ve miras gaspı) “sinemaya uyarlayarak” halkın gözünde normalize etme çabası olabilir mi? Yani, suçlarını “kurgusal bir başarı” gibi satıyorlar mı?