İnsan ırkının beyinsel üstün zekalarını koruyan meslekler vardı. Bunlar mesela Tıp-Doktoru, hukukçu, avukat, hakim, savcı, inşaat mühendisi, masa başı çalışan öğretim görevlileri idi. Tüm bu normalin üstünde zeka isteyen meslekleri ya yapay-zeka yapıyor yada yakın gelecekte hepsini yapay-zeka yapacak. Bu durumda bedensel değil masa başı beyinsel çalışan bu ırk, yani beyinsel özellikleri ile çağrılan bu insan ırkı yok olacak. Bu beyinsel üstün kişiler değil, bedensel onlardan daha kuvvetli veya aktif olanlar işe alınacaklar, vucutları aktif bu kişiler beyinsel eksikliklerini hazır yapay-zeka ile giderecekler. Bu insanlar kendi gibi yaratıcı olmayan insanlar doğuracaklar ve gitgide üstün zekalı insanlar bedensel olarak çalışmayı sevmediklerinden veya o bedensel yarışta değil beyinsel insanlararası yarışta başarılı olduklarından üremeyecek.
Oysa üstün zekalı bu beyinsel ırk aslında yapay-zekaya güç veren insan kesimi. Yani yapay-zeka herzaman üstün zekalı insana ihtiyaç duyuyor, bugün Doktor, hukukçu olan bu üstün zekalı insanlar yarın yapay-zeka yaratan, (kullanan değil), yapay-zeka teknolojide yer alan mühendis veya benzeri insanı doğuracak. O gurup yok oluyor.
'Yapay-zekanın hiç üstün zekalı insana ihtiyacı yok' hipotezi ise en az 500 yıl daha kesin yanlış. Yapay-zeka alanında bu başarı tesadüf değil, tüm bilimcilerin bir ürünü yapay-zeka.
Neyseki, yapay-zeka veya mühendislik alanında üstün zekalı insan mühendis veya yaratıcı bilimciler henüz iyi kazanç alıyor ve ürüyor.
Yani insan ırkının üstün zekalısı artık Klinik Uzman Doktor ların üremesi ile değil yapay-zeka ilgilendiren alanlarda çalışanların üremesi ile oluyor.
Sorun şu, yapay-zeka alanını yürütecek üstün zekalı insan mühendislik alana geçmeyip, ırkı gitgide iş bulamayınca, yapay-zeka alanının üstün beyin insan ihtiyacını giderecek insan yeterince doğmayacak.
Yapay zeka biirçok alanda tıpkı işe alınmayan eğitimli üniversite mezunu gençlere benziyor, yakında daha fazla meslekde yapay-zeka kullanılacak.
Ancak 'yakında işe gidilmeyecek, insanlar ekonomik rahat olacak, yapay-zeka önümüzdeki 50 yılda dünyayı cennet yapacak' hipotezi maalesef asla doğru değil.
Yapay-zekayı bırakın yaratıcı öğrenmek, kullanabilmek için bile yine eğitim gerekiyor.
Burada kim kazançlı. Kazançlı kesim eskinin üstün zekalı, bedensel ortalama vucutlu kesimi değil. Şu anda hatta mesleği hiç olmayan, 3 aylık teknolojı eğitimi olan, ilkokul düzey okuma yazma bilen, vasat zekalı ama bedensel sağlam aktif insanlar kolay iş buluyor. Onca üniversite eğitimi yapmış üstün beyinli insanlar neredeyse tüm alanlarda yeterince maaş alamıyorlar. Dürüst olanları özellikle geçinemiyor. Eğitimli, beyinsel üstün ama aynı anda ahlaksız olanlar survive oluyor. Bu hukukda, sağlık alanda geçerli maalesef. Yani şu anda Türkiye üstün zekalı eğitimli ve dürüst insanlara hem devlet içi çeteler hem genelde her az işkence ediyor. Haklarını korumuyor.
Mesela devlet içi vesayet davası çeteleri değerli çalışkan bilim insanlarının miraslarını gasp ediyor. Kartal sulh hukuk vesayet davası hakimleri çete halinde masum insanlara iftira atıyorlar. Mesela Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesi bu çeteye ortak 2023 de değerli bilim insanına iftira raporlar uydurmuştur. Değerli insanların mallarını devlet içi bu ahlaksızlar devletin gücünü kötüye kullanıp gasp ediyorlar.
Gerçi artık yakında klinik uzmanlıklar yapay-zekaya devrolacak deniyor, ancak mesela Doktorlarında ahlaksız olanı, uyduruk TUS sınavı stok sorularını çalanları 20 yıldır uzmanlık kadroları ahlaksızca aldı. TUS sınavı gibi ahlaksız yani stok soruları çalıntılı, soruları bilimsel hiçbir kaynakta onaylanmayan TUS sınavı bokmuş gibi halka inandırıldı.
Dünyaca yetkili bir mühendis, artık Uzman Doktor eğitimi gereksiz diyor. Onun yerine hastalar direk bir bilgisayara gidip dert anlatsın reçete alsın ima ediyor. Yani Uzman Doktor olmak için gereken en az 10 yıllık öğrenci durumu anlamsız diyor. Hastaneye gidildiğinde, Sayın Doktor yapay-zeka şu şu şikayetim var denilecek ima ediyor.
Veya hukuk bürosunda, Sayın avukat yapay-zeka, şu şu sorunum var denilecek yapay zekaya. Ofiste herhalde yapay-zekayı bozulunca tamire götüren biri olacak. Veya hatta insanlar şifre ile Doktor yapay-zekanın kapısını açıp yanına oturacak. Para sokulacak yapay-zeka kapıyı açacak. Masada bir bir bilgisayar olacak, konuşacak, veya printer ile kağıt basacak falan. Ama masada bir Uzman veya bir Avukat oturmayacak.
Ayrıca sorun şu, Türkiye de herkesi diyelim bilgisayarcı eğitime, yani yaratıcı bilgisayar eğitime soksak oda çözüm olamayabilir. Gerçi Türkiye bu teknolojileri yaratan devlerin ülkeleri ile müttefik bir ülke yani eğitim almak isteyene bu eğitim sağlanıyor, ancak hangi mühendislik peşinde koşup eğitim almak gerekiyor bilen yok.
Evvelden bir doktor, bir inşaat mühendisi oldun mu sırtın yere gelmezdi, tamam şimdi de bilgisayarcı olursun sanılıyor, oysa birçok bilgisayarcı da istediği işi bulamıyor. Yani bilgisayar alanındaki işlerle o işi yapacaklar birbirini asla bulamıyorlar. Yapay zeka bilgisayar alanında projelere aradığı eğitim nedir, kim ne eğitimli olmalı bir insan-kaynakları-yapay-zeka yapmalı.
Yani artık doğru işe başvurmak çok zor. Doğru meslek kişi için nedir seçmek zor. Üniversite eğitimi almak artık iş bulabilmek anlama gelmiyor. Hele Türkiye de eğitim alıp çalışılan mesleklerin vergisi o kadar büyük ki, o beyine sahip olmayan asgari ücretli iş yapıp yoksulluk sınırda devlete az vergi ile geçinenler ürüyor. Türkiye onlarca yıl okuyan bir bilgisayar mühendisinden mesela yüzde 50 gibi neredeyse vergi alıyor. Oysa bu insan on yıl yatırım yapıyor, diğeri hiç okumuyor vasat maaş alıyor alıyor, o 10 yıl eğitime para vermemiş. Yani kurallar ve vergi aslında okuma diyor. Sahte diploma olayı zaten Türkiye nin en büyük sorunu ve göstermelik birkaç sahte diploma yakalamak değil, sahte diploma işi çözmek gerekiyor. Devlet içinde onbinlerce sahte diplomalı var ve bunlar vesayet davası üstünden gerçek diplomalı insanların parasını gasp ediyor.
Kartal Vesayet Davası hakimi Ali Özıspartalı, dünyaca değerli bir bilim insanının parasını resmen gasp etmiş durumda, değerli bilim insanlarına zarar vermek vatan hainliğidir, böyle insanlar herzaman insanlık için gereklidir, vesayet hakimi ne hakla böyle değerli bir bilim insanının bankasına el koyuyor, değerli bilim insanının parasız ölüme sürüklenmesine uğraşıyor, bilim insanının parasını, bankasını engelleyip market alışverişini, yiyecek alışverişini engelliyor. Evet bunu yapan bir vesayet davası hakimidir ve bunca insanlık suçu işleyip birde devletten maaş alıyor bu vesayet davası hakimi. Bu vesayet hakimi maaş alabilmek için değerli insanlara iftira atıyor, onların parasını devlette gasp ettiriyor. Bu vesayet davası hakimini nereye şikayet etmeli. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları psikoloji personelinden bazıları iftira raporlar atıyorlar, o işi yapmaya ehliyetleri yokken iftira atıyorlar, bu Erenköy hastane personeli şikayet ediyorsun cevap yok. Bu çeteler değerli bilim insanlarının parasına musallat olmuşlar, vesayet davası hakimi, muhasebecisi hepsi hırsız. Avukatlar korkuyor bu gaspçı vesayet davası hakimlerden. Bu çeteler vesayet davası hakimi, devlet hastanesinin psikoloji personelinden oluşuyor. Devlet içi kokuşmuşluk bu çeteler en büyük sorun.
Eğitimli insanların her yılı cebinden yatırım demek. Birçok bilgisayarcı masa başında ürün yaratmak yerine, çayını kaynatsa yumurta kırıp kahvaltısını kendi yapsa daha az vergi verecek ve hayatta kalacak. Yani kurallar bu mühendise boşver çalışma, sende vasat ol diyor. Başarılı ürün peşinde olma survive et diyor.