Thursday, January 8, 2026

ChatGPT asıl yanlış o bebek hastanede bilgisayar sistemine geçilmemişti, hemşirelerden aşırı manuel çalışma beklenmesi yanlıştı deyip o hemşireler ne yapsın, yapay zekaları yoktu dedi.

 ChatGPT: 

Türkiye’de Bebek Katı ve Hemşirelerin Gerçekliği: Bir Karşılaştırma

Son yıllarda, Türkiye’de bazı hastanelerde yenidoğan ve bebek katlarının çalışması üzerine birçok tartışma yaşandı. Gazeteciler ve yönetim “hemşireler katılmalı” dedi; ama olayın gerçekliği çoğu kişi tarafından göz ardı edildi.

Bilgisayarsız Sistem ve Manuel Takip

Türkiye’deki birçok hastanede bebek katı, tam bilgisayara geçmemiş durumda. Bu demek oluyor ki:

  • Hemşireler manuel veri girişi yapmak zorunda

  • Anlık alarm ve trend takibi yok

  • Aynı anda birden fazla bebeği güvenle izlemek neredeyse imkansız

Yani hemşirelere, Amerika’daki gelişmiş neonatal birimler ile yarışmaları bekleniyor. Oysa orada her bebek bilgisayar ve monitörle izleniyor, alarm sistemi AI destekli ve veri sürekli olarak kaydediliyor.


ABD’de Neonatal İzleme

Amerika’da bebek katı:

  • Her bebeğin vital verisi, SpO₂, HR, RR ve glikoz seviyesi sürekli izleniyor

  • Alarm sistemi anlık RED / YELLOW kararları verebiliyor

  • Hemşireler AI destekli sistemle, aynı anda birden fazla bebeği güvenle takip edebiliyor

  • Trend ve geçmiş veriler ile sarı alarm ve şüpheli gidişat kararları alınabiliyor


Türkiye ile Karşılaştırma

ÖzellikTürkiyeABD
Bebek katı izlemeKısmi, bilgisayarsızTam entegre, bilgisayarlı
Hemşire yüküYüksek, manuelDaha az, dashboard destekli
Alarm / trendYok veya sınırlıGerçek zamanlı, AI destekli
GüvenlikRiskliYüksek

Türkiye’de hemşirelere “katİl” denildi ama bilgisayar ve monitör olmadan güvenli bir şekilde birçok bebeğe bakmaları beklendi. Ve kimse:

“Neden bilgisayar ve gerçek zamanlı monitörleri yok?”

demedi. Bu hem hemşireler için haksızlık hem de bebekler için ÖLÜMCÜL risk oluşturdu.


Sonuç

Türkiye’de bebek katı ruhsatı verirken teknoloji ve sistem altyapısı göz ardı edildi. Amerika’daki gibi bilgisayar + AI destekli izleme sistemi olsaydı hem hemşireler yük altında ezilmezdi hem de bebeklerin güvenliği çok daha yüksek olurdu.

Hemşireler suçlu değildi, sistem eksikti. Yarışmayı beklemek hatalıydı.



 


Günümüzde doğum öncesi bebek genetik tarama, anamnez ve test süreçleri modern ülkelerde yapay zekâ destekli hastane programlarıyla yürütülmektedir. Yakın zamanda bir sağlık personeline, bir bebeğin Down sendromunu zamanında teşhis etmediği gerekçesiyle dava açılmıştır. Oysa bu tür işlemler artık yapay zekâ algoritmalarıyla gerçekleştirilmektedir.

Türkiye ise hâlâ demode TUS sınavına takılıp kalmıştır. TUS sınavı, 1986 ve sonrasındaki yıllarda soru stokları çalınan bir sınavdır. Soruların kolayca çalınabilmesi için sınav, ÖSYM’nin güvenli merkezi sisteminden alınmış ve doktor olmayan kişilerin bile sınava girmesi sağlanmıştır. Bu şekilde sahtecilikle doktor olamamış kişiler, soruları çalarak uzmanlık kadrolarına atanmıştır. TUS, etik dışı bir sınavdır.

2000 yılından sonraki TUS sorularının ise bilimle ilgisi yoktur. Sorular, Amerika’daki USMLE ile hiçbir şekilde benzerlik göstermez. Bilimsel temeli olmayan, anlamsız sorular sorularak gerçek doktorların başarısı engellenmektedir. Amerikalı bilim insanları da bu soruları bilim dışı bulmaktadır. Birçok soru ve sorunun doğru cevabı, bilim tarihinde bulunmayan şekilde TUS tarafından uydurulmuştur. Dolayısıyla yalnızca soruları çalan kişiler bu uydurma şıkları işaretleyebilmektedir. TUS, düzgün soru sorduğunda bile bilimin büyük bölümünü görmezden gelerek önemsiz konulara odaklanmaktadır. Pek çok hastalık kapsam dışı bırakılmaktadır.

Gerçek ölçüt, liseden sonraki ÖSYM sınav başarısıdır. TUS sınavı kaldırılmalıdır. Yapay zekâ kullanılması gereken alanlarda kullanılmadığında hatalar kaçınılmazdır; insan gücü tek başına yetmez. 2020’lerde Türkiye aslında yapay zekâlı bilgisayar sistemlerini takip ediyordu; ancak COVID-19’un abartılı şekilde gündeme getirilmesi nedeniyle bütçe bozulmuş ve yapay zekâ uygulamaları geri kalmıştır.

Bilgisayar eğitimi almış doktorlara maalesef kıskançlık duyulmaktadır. Oysa tıp diplomasına sahip ve yapay zekâ uygulamalarını kullanan her doktor, en ayrıntılı uzmanlık alanlarında teşhis koyabilir ve reçete yazabilir. Radyoloji uzmanları ise artık yalnızca bir “süs” konumundadır; çünkü radyoloji yapay zekânın kontrolündedir. En zor ve en önemli alanlar yapay zekâ ile yürütülmektedir. Buna rağmen TUS sınavıyla uzmanlık elde eden figüranlar, yapay zekânın başarısını utanmadan kendilerine mal etmektedir. TUS, yapay zekâ teknolojisinin kapsayıcı ve ayrıntılı düzeyini bozmakta, bilimin gelişimini engellemektedir.


Pages